|
Bidder
- Tıp Bilimleri Dergisi Yıl 2010 Sayı 2
Bidder Tıp Bilimleri Dergisi
2010
• Cilt: 2 • Sayı: 2 • 28-30
ŞİLOTORAKS
TEDAVİSİNDE
SOMATOSTATİN
ETKİSİ:
OLGU
SUNUMU
EFFECTIVENESS
OF
SOMATOSTATIN
IN THE
TREATMENT
OF CHYLOTHORAX:
CASE
REPORT
Kasım
KARAPINAR, Ömer ULULAR,
Şahin ŞAHİNALP,
Özgür ERSOY,
Kanat ÖZIŞIK, Ertan
YÜCEL
ÖZET
Şilotaoraks
lenfatik
sıvının ductus
thoracicus
veya
lenfatik
dallarının
hasarı
sonucu
plevral
boşlukta
birikmesidir.
Şilotoraks
nadir
görülen
bir
durumdur
ve sıklıkla
torasik
ve
kardiyak
işlemleri
takiben
görülür.
Solunum
yetmezli-
ğine,
immün
yetmezliğe,
protein
kaybına,
elektrolit
ve
sıvı
dengesizliğine
ne- den
olabilir.Tedavisinde
yağsız
diyet,
total
parenteral
nutrisyon,
tüp
torakos-
tomi
uygulaması,
talk
pleurodezis
ve
cerrahi
onarım
işlemleri
gibi
tedaviler
uygulanmakla
birlikte
son
yıllarda
somatostatin
ve
analogları
ile
konservatif
tedavi
giderek
artan
bir
uygulama
olmaktadır.
18 yaşında
erkek
olguda
kesici delici
alet
yaralanması
ve
subclavian
arter
onarımı
ardından
gelişen
şilotoraks
patolojisinde
total
parenteral
nutrisyon
tedavisi
uyguladık.
Şilotoraksın
azalmaması
nedeniyle
somatostain
tedavisi-
ne
geçtik
ve
etkin
bir
yanıt
aldık.
Anahtar
kelimeler:
Şilotoraks,
lenf,
somatostain
ABSTRACT
Chylothoax
is
the
accumulation
of
lymphatic
fluid
in
pleural
cavity
due
to
ductus
thoracicus
and
its
lymphtic
vessels
damage.
Chylothorax
is a
rare
case
and
generally
occurs
after
thoracic
and
cardiac
procedures.
It
can
lead
to
re-
spiratory
insufficiency,
immunodeficiency,
protein
loss,
electrolite
and fluid
imbalance.
Although
fat-free
diet,
total
parenteral
nutrition,
pleural
draniage
by
tube
thoracostomy
procedure,
talk
pleurodesis
or
surgical
repair
are
the
choices
in treatment
, conservative
treatments
with
somatostatin
and
its
ano- logs
drugs
are
being
more
preferred
novadays.
In
case with
18-year
old
man
who
had
chylothoax
occuring
after
surgical
treatment
of
subclavian
artery
because
of
the
stab
injury
was
treated
with
total
parenteral
nutrition.
As
pleural
drainaje
was
not
decreased
via
this
way,
we
performed
the
somatostatin
treatment
and
got
the
good
response.
Key
woords:
Cyhlotoraks,
lymph,
somatostain
GİRİŞ
Şilotoraks
kalp
ve
toraks
cerrahisi
sonrası
% 0,5-
2,5 oranında
görülebilmektedir
(1).
Etyolojisi
tümör,
travma,
idiyopatik
ve diğer
nedenler
olarak
başlıca
4 gruba
ayrılabilir
(2).
Travmatik
şilotoraks
en sık
olarak
konjenital
kalp
ameliyatları
sonrası
gözlenir
(3).
Cerra-
hi dışı travma
nedenlerden
ise
penetran
yaralanmalar,
hiperekstansiyon,
halter
çalışma,
aşırı
gerinme,
şiddetli
öksürük
ve
kusma
sayılabilir
(4).
Optimal
tedavi
tartışmalıdır.
Düşük
yağlı
yüksek
proteinli
diyet
veya
total
parenteral
nutrisyon
tüp
to- rakostomi
ile
beraber
başlanır.
Son
yıllarda
bu
konser-
vatif
girişimlere
ek
olarak
somatostain
ve
anologlarının
tedavinin
etkisini
artırdığı
bildirilmektedir
(5). Kon-
servatif
tedavi
ile
drenajın
kesilmediği
durumlarda
talk
pleurodezis,
ductus
thoracicusun
torakoskopik
veya
cerrahi
olarak
bağlanması
gibi
işlemler
uygulanabilir.
Biz
penetran
travma
ve
subclavian
arterin
onarımı
ardından
şilotoraks
gelişen
olguda
somatostatin
teda-
visinin
etkisini
inceledik.
OLGU SUNUMU
18
yaşındaki
erkek
hasta
şok
tablosunda
kliniği-
mize
başvurdu.
Muayenesinde
boynun
sol
lateralin-
de yaklaşık
5 cm’lik
aktif
kanama
mevcut
olan
kesici delici alet
yaralanmasına
bağlı
kesi
görüldü.
Hasta
acil
Geliş Tarihi/Received:
12/01/2010
Kabul
Tarihi/Accepted: 26/02/2010
İletişim:
Uz. Dr. Ömer ULULAR
Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve
Araştırma Hastanesi, Kalp
Damar Cerrahisi Kliniği, ANKARA
Tel:
0-312-5962382
Fax:
0-312-3170513
e-mail:
omer_ulular@hotmail.com
2010
• Cilt: 2 • Sayı: 2 • 28-30 29
şartlarda
operasyona
alındı.
Supraclaviculer
yaklaşım
ile
subclavian
artere
ulaşıldı
ve
subclavian
arterdeki
kesi
primer
onarıldı.
Aktif
kanamanın
devam etmesi
ve
hasarlı
subclavian
arter
kesimine
mevcut
insizyonla
ulaşılamaması
üzerine
hastaya
üst
parsiyel
sternotomi
yapıldı
ve
sol
internel
mamarian
arterin
subclavian
arterle
birlişim
yerine
kesi
görülmüş
ve
primer
onarıl-
mıştır.
Pneumotoraks
tespit
edilmesi
üzerine
hastaya
operasyon
sırasında
sol
tüp
torakostomi
işlemi
uygu-
lanmıştır.
Hasta
postoperatif
koyu
sarı
renkte
drenaj
olması
üzerine
dreanj
sıvısı
incelenmiş
% 80
lenfosit
hakimiyetli
4000 hücre/µl
lökosit
görülmüş,
biyokim-
yasal
incelemede
trigliserid
433
mg/dl,
total
protein
6,1 gr/dl,
eş zamanlı
kan
biyokimyasında
trigliserid
128 mg/dl),
total
protein
7,2
gr/dl
tespit
edilmiş
ve
hastaya
şilotoraks
tanısı
konmuştur.
Hastada
düşük
yağlı
yüksek
proteinli
diyete
geçil-
miş
drenajın
azalmaması
üzerine
postoperatif
7. gün
oral
alım
tamamen
kesilip
total
parenteral
nutrisyona
geçilmiştir.
Drenajın
devam
etmesi
üzerine
postope-
ratif
15.gün 3,5µgr/kg/gün
somatostain
infüzyonuna
başlanmıştır.
Drenaj
giderek
azalmış
ve
postoperatif
25. gün
kesilmiştir
(Şekil
1).
Hastanın
toraks
tüpü
3 gün
sonra
çekilmiştir
ve
somatostain
infüzyonu
azal-
tılarak
postoperatif
30.gün
kesilmiştir.
Hastada
hipo-
tansiyon
hiperglisemi
gibi
yan
etkiler
gözlenmemiştir.
Şekil 1-
Günlük drenaj miktarı
TARTIŞMA
Şilotoraks
nadir görülmekle
birlikte
en sık
neden
cerrahi
travmadır
(1). Erişkinlerde
radikal
boyun
di- seksiyonları
ductus
thoracicus
yaralanmasına
neden
olarak
şilotorasa
eden
olabilirler
(6).
Bizim
olgumuzda
penetran
travma
mevcuttu
aynı
zamanda
sol
subclavi-
an
arter
onarımı
için
hastaya
parsiyel
sternotomi
uy- gulanmıştı.
Şilotoraks
tanısı
plevral
efüzyonun
irdelenmesiyle,
torasentez
ile
plevral
boşluktan
alınan
mayinin
ince-
lenmesi
ile
konur.
Alınan
mayide
trigliserid
düzeyi
100 mg/dl
üstündedir
ve
mononükleer
lenfsitlerin
hakim
olduğu
1000
hücre/µL
den fazla
hücre
tespit
edilir
(7). Bizim olgumuzda
alınan
mayinin
incelenmesi
sonucu
trigliserid
düzeyi
433
mg/dl
ve
%80 lenfosit
hakimi-
yetli
4000
hücre/µL
tespit
edilmesi
ile
şilotoraks
tanısı
konmuştur.
Hastalarda
başlıca
şikayetler
nefes
darlığı
ve
gö- ğüs
ağrısıdır.
Tedavide
öncelikle
orta
zincirli
az yağlı
yüksek
proteinli
ve
orta
zincirli
yağ
asiti
içeren
diyet
veya
total
parenteral
nutrisyona
geçilmelidir.
Plevral
kavitede
biriken
mayi
tüp
torakostomi
işlemi
ile
boşal-
tılmalı
ve drenaj
yakından
takip
edilmelidir.
Konser-
vatif
tedaviye
ek
olarak
somatostatin
ve
anologlarının
tedavinin
etkinliğini
artırdığı
gösterilmiştir
(8). Bizim
olgumuzda
da
önce
düşük
yağ
ve
yüksek
proteinli,orta
zincirli
yağ
asiti
içeren
diyete
geçildi
drenajın
devam
etmesi üzerine
oral
alım
7.günde
tamamen
kesilerek
total
parenteral
nutrisyona
geçildi.
Somatostatin
son
yıllarda
konservatif
tedaviye
eklenmeye
başlanmıştır. Gastrik,
pankreatik
,intestinal
sekresyonları
azaltan,
hepatik
venöz
basıncı
düşüren
ve
visseral
kan
akımını azaltan
nörohormon
benzeri
etki yapan
bir
peptitdir
(9).
Etkisini
nasıl
yaptığı
kesin
olarak
anlaşılamamıştır.
Visseral
damarlarda
vasokonstrüksiyon
yapıp
intesti-
nal
sistemin
perfüzyonunu
azalttığı
ve
lenfatik
kanal-
larda
somatostatin
reseptörleri
olduğu,
bu
kanallarda
vasokonstrüksiyona
neden
olarak
lenf üretimini
azalt-
tığı
düşünülmektedir
(8).
Yan
etkileri
esas
olarak
gast-
rointestinal
motiliteyi
ve
sekresyonu
azaltması
sonucu
ortaya
çıkar.
Gaita
yapmama,
malabsorbsiyon,
bulantı,
sindirim
sisteminde
gaz
birikmesi,
hipoglisemi
ve
ge- çici karaciğer
hasarı
görülebilir
(10).
Bizim
olgumuzda
yan
etkiler
gözlenmedi.
Başlangıç
dozu
3,5 µgr/kg/saat
ile
başlanıp
10 µgr/
kg/saat’e
yükseltmek
olarak
önerilmektedir
(11). Has-
tamızda
3,5
µgr/kg/saat
ile
başlanıp
0,5µgr/kg
saat
günde artırılmış,
5
µgr/kg/saatte
drenajın
kesilmesi üzerine
doz
yükseltilmemiştir.
Konservatif
tedaviye
rağmen
4
hafta
takiben
drenaj
miktarının
günde
500
ml
altına
düşmemesi,
plevral
efüzyonun
tam
olarak
drene
edilememesi
ve
akciğer
ekspansiyonunun
tam
olmaması
üzerine
girişimsel
te-
davi
yöntemlerine
geçilir
(12).
Değişik
tedavi
modelle-
ri
mevcuttur.
Talk
veya povidome-iodine
ile
pleurodzis
uygulanabilir
(13). Tetrasiklin
ile
dilate
lenfatiklere
sik- leroterapi
yapılabilir
(14).
Son zamanlarda
platinyum coillerle
ductus
thoracicusa
floroskopik
embolizasyon
yapıldığı
bildirilmiştir
(15).
Pleuroperitoneal
şant
ve
plevrektomi
alternatif
tedaviler
arasındadır.
Cerrahi
olarak
ductus
thoracicus
bağlanabilir.
Thorakoskopik
olarak
veya
açık
cerrahi
işlem
ile
yapılabilir.
Thora-
30 Bidder
Tıp Bilimleri Dergisi
koskopik
ligasyon
komplikasyonların
daha
az
olması,
postoperatif
ağrının
az
olması
iyileşme
zamanının
kısa
olması
nedeniyle
son
zamanlarda
tercih
edilen
bir
yön-
tem
olmuştur
(16).
Bazı
cerrahlar
metilen
mavisi,
su-
dan
siyahı
gibi
maddelerle
lenfatik
kanaldaki
hasarın
yerini
tespit
ederek
başarılı
tamir
yapabilmektedir
(17). Fibrin
glu
ve
pleurodezis
rekürrensi
önlemede
oldukça
faydalı
olduğu
bildirilmektedir
(18).
Şilotoraks
nadir görülen
bir
durum
olmakla
bera-
ber
ciddi
sonuçlara
neden
olabilir
ve
somatostatinin
konservatif
tedaviye
eklenmesi
tedavinin
başarısını
ar-
tıracak
ve
girişimsel
müdahalelere
olan
ihtiyacı
azalta-
cak
bir
yöntem
olarak
kullanılabilir.
KAYNAKLAR
1.
Cerfolio
RJ,
Allen
MS,
Deschamps
C,
Trastek
VF,
pairolero
PC.
Postoperative
chylothorax.
J Thorac
Cardiovasc
Surg
1996;112:1361-5.
2.
Light
RW.
Pleural
Diseases.
Philadelphia:
Lea&Febiger;1983:209-19.
3.
Higgins
LB,
Mulder
DG.
Chylothorax
after
surgery
for
congenital
heart
disease.
J Thorac
Cardiovasc
Surg
1971;61:411-8.
4. Herzog
KA,
Brauscam
JJ.
Spontaneus
Chylothorax.
Chest 1974;65:346-7.
5.
Ulibarri
JI, Sanz
Y,
Fuentes
C,
Mancha
A,
Aramen-
dia
M,
Sanchez
S.
Reduction
of
lymphorrhagia
from
ruptured
thoracic
duct
by
somatostatin.
Lan-
cet 1990;336:258.
6.
Fahimi
H,
Casselman
F,
Mariani
M, van
Boven
WJ,
Knaepen PJ,
van
Swieten
HA.
Current
management
of
postoperative
chylothorax.
Ann
Thorac
Surg
2001;71:448-51.
7.
Staats
B,
Ellefson
R,
Budahn
L, Dines
DE,
Prakash
UB,
Offord
K. The
lipoprotein
profile
of
chylous
and
nonchylous
pleural
effusions.
Mayo
Clin
Proc
1980;55:700-4.
8.
Kelly
RF,
Shumway
SJ.
Conservative
management
of
postoperative
chylothorax
using
somatostatin.
Ann
Thorac
Surg
2000;69:1044-5.
9.
Davis
SN,
Granger
DK.
Insulin,
oral
hypoglisemic
agents,
and
the
pharmacology
of
the
endocrine
pancreas.
In:
Gilman
AG,
Hardman
JG,
Limbird
LE,
Molionoff
PB,
Ruddon
RW(eds).
Goodman
and
Gilman’s
The
Pharmacological
Basis
of
Therapeutics
(9th
ed).
New
york:
Pergamon
Press;1996:1512-3.
10.
Melmed
S.
Acromegaly.
N Engl
J
Med
1990;322:966-
77.
11.
Rimensberger
PC, Muller-Schenker
B,
Kalangos
A, Beghetti
M.
Treatment
of
a
persistant
postoperative
chylothorax
with
somatostatin.
Ann
Thorac
Surg
1998;66:1169-74.
12.
Barbetakis
N,
Xenikakis
T,
Efstathiou
A,
Fessatidis
I.
Succesfull
octreotide
treatment
of
chylothorax
following
coronary
artery
mypass
grefting
procedu-
re.
A
case
report
and
review
of
the
literature.
Helle-
nic J Cardiol
2006;47:118-22.
13.
Brissaud
O,
Desfrere
L,
Mohsen
R,
Fayon
M.
De-
marques
congenital
idiopathic
chylothorax
in neonates:
chemical
pleurodesis
with
povidone-
iodine
(Betadine).
Arc
Dis
Child
Fetal
Neonatal
Ed
2003;88:531-3.
14.
Noel
A,
Gloviczki
P,
Bender
C,
Whitley
D,
Stanson
A,
Deschamps
C.
Treatment
of
symptomatic
pri-
mary
cyhlous
disorders.
J
Vasc
Surg
2001;34:785-
91.
15.
Binkert
C,
Yucel
E,
Davison
B,
Sugarbaker
D,
Baum
R.
Percutaneus
treatment
of
high-output
chylotho-
rax
with
embolization
or
needle
technique.
J Vasc
Intervent
Radiol
2005;16:1257-62.
16.
Scott
K,
Simko
E. Thoracoscopic
management
of cervical
thoracic
duct
inguries:
an
alternative
app-
roach.
Otolaryngol
Head
Neck
Surg
2003;128:755-
7.
17.
Kumar
S,
Kumar
A,
Pawar
D.
Thoracoscopic
mana-
gement
of
thoracic
duct
injury:
Is
there
a
place
for
conservatism?
J
Postgrad
Med
2004;5:57-9.
18.
Achildi
O,
Smith
BP, Grewal
H. Thoracoscopic
liga- tion
of
the
thoracic
duct
in a
child
with
spontane-
ous
chylothorax.
J
Laparoendosc
Adv
Surg
Tech
A
2006;16:546-9.
|