|
Bidder
- Tıp Bilimleri Dergisi Yıl 2010 Sayı 2
Bidder
Tıp Bilimleri Dergisi
2010
• Cilt: 2 • Sayı: 2
• 9-14
YARA İYİLEŞMESİNDE
DİOSMİN-HESPERİDİNİN
LOKAL
ETKİLERİ
EFFECTS
OF
DIOSMIN-HESPERIDIN
ON LOCAL
WOUND
HEALING
Deniz GÜLHAN1,
Serdar KURU1,
Arif Hakan DEMİREL1,
Yusuf Akif AKGÜN1,
Mutlu BARLAS1,
Sibel KILIÇOĞLU2,
Muzaffer ÇAYDERE3,
Salih CELEPLİ1,
Bülent KILIÇOĞLU1
  ARAŞTIRMA
RESEARCH
ÖZET
Amaç:
Yara
iyileşmesi,
yaralanma
anından
itibaren
başlayan,
bir
çok
meka- nizmanın
etkili
olduğu
aktif
dinamik
bir
süreçtir.
Bu çalışmada amaç,
bir flavanoid
olan
Diosmin-Hesperidin
yara
iyileşmesi
üzerindeki
muhtemel
yararlı
ekilerinin
araştırılmasıdır.
Gereç
ve
Yöntemler:
Deneyde
her
grupda
10 rat
olmak
toplam
3 grup
kul-
lanıldı,
Sadece
insizyon
yapılan
kontrol
grubu
Grup
I, insizyon
sonrası
cold
krem
uygulaması
yapılan
Grup
II
ve
insizyon
sonrası
oluşan
yaraya
Diosmin- Hesperidin
uygulanması
yapılan
Grup
III
olarak
planlandı.
Alınan
doku
ör-
nekleri
histopatolojik
ve
mikrobiyolojik
olarak
incelendi
ve
skorlama
yapıla-
rak
istatistiksel
olarak
değerlendirildi.
Bulgular:
Yara
iyileşme
skorlamasında
Grup
I,
Grup
II
ve
III
ile
karşılaştırıl-
dığında
istatistiksel
olarak
anlamlı
fark
bulundu
(p<0,05). Grup
II
ve
Grup
III karşılaştırıldığında
19.gün
ile
21.günlerdeki
değerlendirmeler
dışında kalan
tüm
izlem zamanlarında
yara
iyileşme
skorları
yönünden
istatistiksel
olarak
anlamlı
farklılık
bulundu
(p<0,05). Mikrobiyolojik
incelemede
grup-
lar
arası
farklılık
anlamlı
değildi.
Histopatolojik
değerlendirilmede
ise
Grup
II
ve
Grup
III,
kontrol
grubuna
göre
istatistiksel
olarak
anlamlı
fark
tespit
edilirken,
Grup
II
ile
Grup
III arasında
anlamlı
bir
fark görülmedi.
Sonuç:
Yara
iyileşmesi
üzerine
diosmin-hesperidinin
olumlu
etkisi
olduğu
fakat
bu
etkinin
cold
krem
uygulamasından
anlamlı
olarak
üstün
olmadığı
görüldü.
Anahtar
kelimeler:
Yara
iyileşmesi,
diosmin,
hesperidin
ABSTRACT
Aim:
Wound
healing
is a
dynamic
process
which
begins
at
the
moment
of
in- jury
and
effected
by
many
mechanisms.
The
aim
of
this
study
is
to
investigate
the
possible
beneficial
effects
of
diosmin-hesperidin
which
is a
flavanoid.
Material
and
Methods:
There
were
3
groups
in
the
experiment
each
com-
posed
of
10 rats.
The
groups
were
planned
as;
Group
I is
the
control
which
only
the
incision
performed,
group
II cold
cream
applied
after
the
incision
and
group
III is
the
diosmin-
hesperidin
performed
on
the
wound
after
the
incision.
The
histopathologic
and
microbiologic
examinations
were
per-
formed
on
the
tissue
samples,
scored
and
statistically
evaluated.
Results:
The
comparision
of
the
wound
healing
criteria
of
the
group
I with
the
group
II
and
III
showed
a significant
difference
(p<0,05).
Except
the
ob-
servation
time
of
19th
and
21st
days,
wound
healing
scoring
of
all
the
re- maining
observations
in contrast
between
group
I
and
II
showed
significant
difference
statistically
(p<0,05). The microbiological
observations
showed
no significant
difference
between
the
groups.
While
the
statistical
analyses
of histopathological
observations
were
significant
between
the
control
and
the
other
two
groups,
there
were
no
difference
between
the
group
II and
III.
Conclusion:
Diosmin-hesperidin
application
has a
positive
effect.
We
dem- onstrated
positive
effects
Diomin-Hesperidin
on
wound
healing.
Key
words:
Wound
healing,
diosmin,
hesperidin
GİRİŞ
Yara
iyileşme
süreci
yaralanma
anından
itibaren
başlayan,
günler,
aylar
hatta
yıllar
sürebilen
birbirinin
içine
geçmiş,
karmaşık
bir
takım
etkiler
ile
birbirini
iz- leyen
sınırlarını
tam
olarak
çizmenin
mümkün
olma-
dığı
aktif
dinamik
bir
süreçtir
(1-3).
Bu
süreçte
yer
alan
fazlardan
birinde
gecikme
veya
olumsuzluk
cerrahide
hala
bir problem
olarak
önemini
koruyan
yaranın
açık kalması
veya
iyileşmenin
uzaması
ile
sonuçlanır.
Bu
nedenle
topikal
ve
sistemik
olarak
kullanılan
ajanlarda
hedef; yara
iyileşmesinde
rol
alan
faktörleri
(inflama-
tuvar
hücreler,
trombositler,
medyatörler,
hücre
dışı
matriks
v.b.)
etkileyerek
bu
süreci
kısaltıp
ideal
skar
oluşumunu
sağlamaktır
(4).

Geliş Tarihi/Received:
24/02/2010
Kabul
Tarihi/Accepted: 05/04/2010
İletişim:
Yrd. Doç. Dr. Sibel Serin Kılıçoğlu
Ufuk Üniversitesi
Tıp Fakültesi Histoloji
ve Embriyoloji
AB. Dalı Posta
kodu: 06400
Tel:
03122044201
e-mail:
sibelserin2005@yahoo.com
1) Ankara
Eğitm ve Araştırma Hastanesi II. Cerrahi Kliniği
2) Ufuk Üniversitesi Tıp
Fakültesi
Histoloji
ve Embriyoloji AB. Dalı
3) Ankara
Eğitm ve Araştırma
Hastanesi Patoloji
Kliniği
Diosmin-Hesperidin,
doğada
bulunan
bir
bitkinin
flavanoid
ekstrelerinin
saflaştırılması
ile
elde
edilir.
Bu flavanoidler
citrus
ailesinden
rutaceae
aurantie
adlı
bir
bitkiden
elde
edilmektedir.
Hesperidin
Diosminin’in
aktivitesini
arttırır
ve
yara
iyleşmesindeki
etki
meka- nizması;
enflamatuar
mediatörlere
karşı
koyarak
ve kan
viskozitesi
üzerine
olumlu
etkileriyle
mikrosirkü-
lasyonu
koruyarak
yara
iyileşmesini
arttırmak,
venöz
tonusu
arttırmak,
lenfatik
drenajı
arttırmak
olarak
sı- ralanabilir.
Bu
çalışmada
deneysel
insizyonel
yara
modelinde topikal
olarak
uygulanan
disomin-hesperidinin
(%10) yara
iyileşmesi
üzerine
etkisini
inceleyerek,
hastalarda
kullanılabilir
olup
olmadığını
araştırmayı
amaçladık.
GEREÇ
VE YÖNTEMLER Deney Hayvanları:
Çalışmada
ağırlıkları
180–200 gram
arasında
de- ğişen
30
Adet
Wistar
Albino
dişi
rat
kullanıldı.
Ratlar
25 °C
de 12
saat
gündüz,
12
saat
gece
periyotlarında
standart
rat
yemi
ve
normal
içme suyu
ile
beslendi.
Hayvanlar
rasgele
3
gruba
ayrılarak
farklı
kafeslere
ko-
nularak
numaralandırıldı.
Ankara
Eğitim
ve
Araştırma
Hastanesi
Etik
Kurul
onayı
alındı.
Deri Defekti Modeli:
Deney
hayvanlarının
anestezisi
intramuskuler
yol-
dan
verilen
0.2
ml/kg
Xylazin
Hydrochlorid
ve
5
ml/kg dozundaki
Ketamin
Hidroklorur
karışımı
ile
sağlandı.
Çalışmada,
ratların
sırt
tüyler
tıraş
bıçağı
ile
cilde
hasar
vermemeye
özen
gösterilerek
tıraşlandı
ve
povi-
don
iodin ile
temizlendi.
Sırt
orta
kesimlerine
11
nu-
mara
bisturiyle
1
santimetrekarelik
alan
çıkartılarak
tam
kat
kalınlıkta
deri
defekti
oluşturuldu.
Hayvanların
tamamındaki
yaralar
% 0.9
NaCl
so-
lüsyonu
ile
temizlendikten
sonra
hayvanlar
üç
gruba
ayrıldı.
1. Grup:
İnsizyonel
yara
oluşturularak,
her
gün düzenli
olarak
%0,9 NaCl
solüsyonu
ile
temizlendi.
(Kontrol
grubu)
2. Grup:
İnsizyonel
yara
oluşturularak,
her
gün
dü- zenli
olarak
%0,9
NaCl
solüsyonu
ile
temizlendikten
sonra
cold
krem
uygulandı.
(Cold
krem
grubu)
3. Grup:
İnsizyonel
yara
oluşturularak,
her
gün
dü- zenli
olarak
%0,9
NaCl
solüsyonu
ile
temizlendikten
sonra
% 10’luk
disomin-hesperidinin
emülsiyonu
uy- gulandı.
(Disomin-Hesperidin
grubu).
Tüm
hayvanlara
her
gün
düzenli
olarak
yara
pan-
sumanı
yapıldı.
Disomin-hesperidinli(%10)
krem 90
gram
Cold
krem
(Cerae
albae
18
gram,
Olei
Amygda-
lanum
61 gram,
Boracis
1
gram,
Aque
rosae
20 gram,
Olei
rosae
0,01
gram)
ve
10 gram
disomin-hesperidinin
karışımı
ile
hazırlandı.
Cerrahi
işlemi
takiben
ilk
günden
itibaren
oluştu-
rulan
tüm
yaralarda
iyileşmenin
seyri,
ratların
tespiti
sağlandıktan
sonra,
0,3,5,7,9,11,
13, 15,
17,19 ve
21. günlerde
asetat
kağıdına
çizilerek
Walker
formülü
kul-
lanılarak
hesaplandı
(5).
Cerrahi
işlemi
takiben
7. günde
yara
kültürlere
alınarak
Ankara
Eğitim
ve
Araştırma
Hastanesi
Mik-
robiyoloji
kliniğine
mikrobiyolojik
inceleme
için
gön-
derildi.
21. gün
tüm
hayvanlar
sakrifiye
edilerek
sırt
kısımlarından
insizyon
hattını
içerek
şekilde
5x3 cm
boyutlarında
tam
kat
deri
çıkarılarak
histopatolojik
in- celemeye
alındı.
Histopatolojik
takip:
Işık
mikroskobik
inceleme
için dokular
10%
nötral
formalinde
2 gün
tespit
edil-
di.
Yıkandıktan
sonra
artan
konsantrasyonda
alkoller-
le dehidrate
edildi.
Ksilolde
şeffaflandırılarak
parafine
gömüldü.
Leica RM 2125
RT
ile
5 µm’lik
kesitler
alına-
rak
hematoksilen
eosin
ile
boyandı
ve
Olympus
BX-51 ile
değerlendirildi.
İstatistiksel
Analiz:
Verilerin
analizi
SPSS
for
Windows
11.5
paket
programında
yapıldı.
Sürekli
değişkenlerin
dağılımı-
nın
normale
uygun
olup
olmadığı
Shapiro
Wilk
testi
ile
araştırıldı.
Tanımlayıcı
istatistikler
ortanca
(25.-
75.) yüzdelik
olarak
gösterildi.
Gruplar
arasında
yara
iyileşme
skorları
yönünden
farkın
önemliliği
Kruskal
Wallis
testi
ile
değerlendirildi.
Kruskal
Wallis
test
is-
tatistiği
sonucunda
anlamlı
farkın
görülmesi
halinde çoklu
karşılaştırma
testi
kullanılarak
farka
neden
olan
gruplar
belirlendi.
Gruplar
içerisinde
izlem zamanları
arasında
yara
iyileşme
skorlarındaki
değişimin
önem-
liliği
Wilcoxon
İşaret
testi
ile
değerlendirildi.
p<0,05 için
sonuçlar
istatistiksel
olarak
anlamlı
kabul
edildi.
BULGULAR
Yara
iyileşme skorlarının
değerlendirilmesi:
Kontrol
grubu
içerisinde
tüm
izlem zamanları
arasında
yara
iyileşme
skorları
yönünden
istatistiksel
olarak
anlamlı
farklılık
bulunuyor
(p<0,01). İzlem
sü-
resi
arttıkça
yara
iyileşmesi
de
artıyor.
Cold
krem
ve Diosmin-hesperidin
gruplarında
ise
sadece
19.gün
ile
21.günler
arasındaki
fark
hariç
geriye
kalan
tüm
izlem zamanları
arasında
yara
iyileşme
skorları
yönünden
is-
tatistiksel
olarak
anlamlı
farklılık
bulunuyor
(p<0,01).
İzlem
süresi
arttıkça
yara
iyileşmesi de
artıyor.(Şekil
1) (Tablo
1)
Mikrobiyolojik
Değerlendirme:
Postoperatif
7. günde
tüm
hayvanların
sırtından
mikrobiyolojik
inceleme
için yara
kültürü
alındı.
Mik-
robiyolojik
inceleme
sonuçları
açısından
gruplar
ara- sında
istatistiksel
bir
fark
gözlenmedi.
Histopatolojik
Değerlendirme:
Postoperatif
21.
gün
ratlar
sakrifiye
edildikten
sonra
alınan
tam
kat
deri
örneklerinin
parafin
blok-
lar
hazırlanarak
yapılan
histopatolojik
incelemesinde
makroskopik
olarak
yara
yüzeyinin
kapanmış,
fibrozi-
sin
belirginleşmiş,
granülasyon
dokusuyla
konjesyone
damarların
tamamen
ortadan
kalkmış
olması
ve
ülser
mevcudiyetinin
olmaması
yara
iyileşmesi
olarak
kabul
edildi.
Tablo
1-
Günlere Göre Yara
İyileşme Skorları
|
Günler |
Kontrol
Grup
I |
Cold
Krem
Grup
II |
Diosmin-Hesperidin
Grup
III |
p |
|
3.Gün |
8,5 (7,0-11,0)
† ‡ |
7,0 (5,7-8,0)
† |
6,5 (5,0-7,2)
‡ |
0,015 |
|
5.Gün |
32,5
(27,5-42,5)
† |
45,0
(44,0-47,0)
† ¶ |
34,5
(29,7-38,2) ¶ |
0,009 |
|
7.Gün |
53,0
(32,2-62,2) |
65,5
(55,7-67,7) |
59,5
(53,5-63,0) |
0,065 |
|
9.Gün |
68,5
(49,7-73,5)
† ‡ |
82,5
(78,7-85,2)
† # |
76,0
(71,5-83,0)
‡ # |
<0,001 |
|
11.Gün |
76,5
(74,0-80,0)
† ‡ |
90,5
(88,7-92,2)
† |
83,5
(79,7-93,5)
‡ $ |
<0,001 |
|
13.Gün |
83,5
(77,7-89,2)
† ‡ |
97,0
(94,0-97,2)
† |
95,0
(91,5-97,2)
‡ |
<0,001 |
|
15.Gün |
90,5
(86,0-95,0)
† ‡ |
99,0
(97,7-99,0)
† |
98,0
(95,2-99,0)
‡ |
<0,001 |
|
17.Gün |
94,0
(90,7-97,5)
† ‡ |
100 (99,0-100)
† |
99,0 (98,7-100)
‡ $ |
<0,001 |
|
19.Gün |
96,5 (93,7-100)
† ‡ |
100 (100-100)
† |
100 (100-100)
‡ |
<0,001 |
|
21.Gün |
98,5 (95,5-100)
† ‡ |
100 (100-100)
† |
100 (100-100)
‡ |
0,003 |
† Kontrol
grubu
ile
Cold
Krem
grubu
arasındaki
fark
istatistiksel
olarak
anlamlı
(p<0,001).
‡ Kontrol
grubu
ile
Diosmin-hesperidin
grubu
arasındaki
fark
istatistiksel
olarak
anlamlı
(p<0,001).
¶ Cold
Krem
grubu
ile
Diosmin-hesperidin
grubu
arasındaki
fark
istatistiksel
olarak
anlamlı
(p<0,001).
# Cold
Krem
grubu
ile
Diosmin-hesperidin
grubu
arasındaki
fark
istatistiksel
olarak
anlamlı
(p<0,01).
$ Cold
Krem
grubu
ile
Diosmin-hesperidin
grubu
arasındaki
fark
istatistiksel
olarak
anlamlı
(p<0,05).

Şekil 1-
Günlere Göre Yara
İyileşme Skorları
Yapılan
incelemede,
kontrol
grubunda
5
rat
ha-
riç
diğer
5’inde
yüzeyin
tamamen
kapandığı,
belirgin
fibrozisin
mevcut
olduğu
ve
granülasyon
dokusunun
tamamen
ortadan
kalktığı
gözlendi.
Cold
krem
gru-
bunda
ise
tüm
ratlarda
yüzeyin
kapanmış
olduğu
ve
belirgin
fibrozisin
mevcut
olduğu
görüldü.
5 ratta
gra-
nülasyon
dokusu
gözlenmezken,
diğer
5’inde
altta
hala
granülasyon
dokusu
ve
konjesyone
damarlar
ile infla-
matuvar
hücrelerin
mevcut
olduğu
gözlendi.
Diosmin- hesperidin
grubunda
ise
tüm
ratlarda
yüzey
tamamen
kapanmıştı.
Bu
grupta
7 ratta
belirgin
fibrozis
varken,
diğer 3 ratın
2 sinde
dermiste
1’inde
subepitelial
fib-
rosiz
mevcuttu.
3 ratta
granülasyon
dokusu
gözlen-
mezken,
diğer
7’sinde
altta
hala
granülasyon
dokusu
ve
konjesyone
damarlar
ile
inflamatuvar
hücrelerin
mev-
cut
olduğu
gözlendi.
Histopatolojik
inceleme
bulguları
istatistiksel
ola-
rak
karşılaştırıldığında
fibrozis
açısından
gruplar
açı- sından
anlamlı
fark
saptanmadı
(p>0,05).
Granülasyon
ve
ülser
mevcudiyeti
açısından
değerlendirildiğinde
kontrol,
cold
krem
ve
diosmin-hesperidin
grupları
arasında
istatistiksel
olarak
anlamlı
fark
bulunduğu
(p<0,05) ancak
cold
krem
ve
diosmin-hesperidin
ara-
sında
anlamlı
fark
bulunmadığı
gözlendi.
(p>0,05).
Konjesyon
açısından
gruplar
değerlendirildiğinde
ise
kontrol
ve
diosmin-hesperidin
grupları
arasında
is-
tatistiksel
olarak
anlamlı
fark
bulunduğu
(p<0,05) ancak
kontrol
ile
cold
krem
ve
cold
krem
ile
diosmin- hesperidin
arasında
anlamlı
fark
olmadığı
görüldü.
Kontrol
grubu
cold
krem
grubu
ile karşılaştırıldığın-
da,
kontrol
grubunda
granülasyon
dokusunun
daha
az
olduğu
ve
ülserin
daha
fazla
olduğu
gözlendi.
Bu
istatistiksel
olarak
anlamlıydı.
Fibrozis
açısından
de- ğerlendirildiğinde
2
grup
arasında
anlamlı
farklılık
yoktu.
Cold
krem
grubunda
konjesyone
damarlar
daha
belirgin
olsa
da
bu
istatistiksel
olarak
anlamlı
değildi.
Kontrol
grubu
diosmin-hesperidin
grubuyla
karşılaş-
tırıldığında
kontrol
grubunda
granülasyon
dokusunun
daha
az olduğu
ve
ülserin
daha
fazla
olduğu
gözlendi.
Bu
istatistiksel
olarak
anlamlıydı.
Fibrozis
açısından
değerlendirildiğinde
2 grup
arasında
anlamlı
farklılık
yoktu.
Diosmin-hesperidin
grubunda
konjesyone
da-
marlar
daha
belirgindi
ve
bu
istatistiksel
olarak
anlam-
lıydı.
Cold
krem
grubuyla
diosmin-hesperidin
grubu
karşılaştırıldığında
ise,
fibrozis,
granülasyon,
ülser
ve
konjesyon
açısından
anlamlı
farklılık
olmadı,
diosmin- hesperidin
grubunda
granülasyon
dokusunun
ve
kon-
jesyone
damarların
daha
belirgin
olduğu
ve
bu
bul-
guların
istatistiksel
olarak
anlamlı
olmadığı
görüldü.
(p>0,05)
TARTIŞMA
İyileşen
bir
yara
tıpkı
bir
organda
olduğu
gibi
son derece
kompleks
ve
dinamik
bir
dokudur.
Normal
bir yara
iyileşmesi,
hemostatik
inflamatuvar
faz -
prolife-
ratif,
sellüler
faz
ile
olgunlaşma
ve
yeniden
yapılanma
(remodeling)
fazlarını
içerir.
Bu
fazlardan
herhangi
bi-
rinde
oluşacak
gecikme
veya
olumsuzluk
yaranın
ka- panmaması
ve
iyileşmede
gecikme
ile
sonuçlanır
(6).
Yara ayrılması
ve
yara
iyileşmesinin
gecikmesi
cerrahide
ciddi
bir
problem
olarak
hala
önemini
ko-
rumaktadır.
Bu
nedenle
çeşitli
klinisyenler
tarafından
topikal
ve sistemik
olarak
bir
çok
ajan
kullanılmıştır.
Yara iyileşmesi
lokal
olarak
üretilen
mitojenler
ve
kemotaktik
faktörlerle
regüle
edilir.
Süreç
üç
önemli
olaydan
oluşur:
Yara
bölgesine
inflamatuar
hücrelerin
hareketi
ve
fibroblazis,
yeni
ekstrasellüler
matriks
ve mikrovaskülarizasyonu
içeren
granüloza
dokusunun
oluşumu,
dokunun
doğal
hücrelerinin
proliferasyonu.
Anjiogenezis,
iyileşme
süreci
için
önemli
bir
evre-
sidir.
İyileşme
sürecini
hızlandırmak
için,
büyüme
fak-
törlerini
de içeren
çok
sayıda
etken
ileri
sürülmüştür.
Bununla
beraber
bu
büyüme
faktörleri
anjiogenezisi
değiştirmeden,
iyileşmeyi
hızlandırırlar.
Bazı
araştırı- cılar
ise
büyüme
faktörlerinin
yara
iyileşmesinde
etkin
olmadığını
ileri
sürmüştür
(7).
Diosmin-
hesperidin
klinikte
alt
ekstremite
venöz
yetmezliği
ve
hemoroid
gibi
venöz
sistem
hastalıkların-
da
kullanılan
bir
ilaçtır.
Venöz
tonusu
arttırıcı,
kapiller
rezistansı
ve
kapiller
permeabiliteyi
düzenleyici
ve
len- fatik
drenajı
arttırıcı
etkileri
bilinmektedir.
Bunun
yanı sıra
serbest
radikal
tutucu
ve
lökosit
adheransını
azal-
tıcı
etkileri
olduğunu
belirten
çalışmalarda
mevcuttur.
Duchene-Marullaz
ve
arkadaşları,
diosmin- hesperidinin
serbest
radikal
aktiviteyi,
lökosit
fagosi-
tozu
ile
indüklenen
kemotaktik
reaksiyonu
ve
serbest
radikalleri
anlamlı
düzeyde
azalttığını
göstermişlerdir
(8).
Damon ve
arkadaşları,
ratlarda
kronik
doku
infla-
masyonu
–subkutan
granuloma
modelinde
diosmin
hesperidinin
etkisi
üzerine
çalışmışlar
ve
diosmin- hesperidin
verilen
ratlarda
granulomun,
yaş
ağırlığı ile
belirlenen
plazma
ektravazasyonunun
kısıtlamasını,
granulomun
lökositlerce
azalmış
invazyonunu
böylece
bağ
dokusunda
azalmış
reaksiyonu
göstermişlerdir
(9) Stucker
ve
arkadaşları,
kramester
kasında
yaptıkla-
rı mikrovasküler
permeabilite
çalışmasında
diosmin- hesperidin
tedavisinin,
vasküler
permeabilite
de
iske-
mi
ve
bradikininle
indüklenen
artışı
anlamlı
düzeyde
azalttığını
göstermişlerdir
(10).
Di
Peri
ve
Auteri’nin
çalışmasında,
diosmin- hesperidin’in
kompleman
sisteminin
aktivasyonunu
azalttığı
in
vitro
ve
in
vivo
olarak
gösterilmiştir.
Bu
etki
mekanizmasının,
ilacın
antienflamatuar
etkilerinden
birini
oluşturduğu
ve
bu
yolla
ülser
iyileşmesine
katkı
sağlayabileceği
düşünülmüştür
(11).
Schoab ve
ark.
kronik
venöz
yetmezlikli
hastalar-
da
diosmin-hesperidinle
yaptıkları
bir
çalışmada
en- dotelyal
adezyon
molekülleri
olan
VCAM1
ve
ICAM1
salınımını
azaltarak,
lökosit
adezyon,aktivasyon
ve migrasyonunu
önleyerek
yara
iyileşmesini
arttırdığını
ve
bununda
venöz
yetmezlikli
hastalarda
iyileşme
sü-
resini
kısalttığını
göstermişlerdir
(12).
Korthuis
ve
ark.
fare
barsaklarında
intestinal
iskemi-reperfüzyon
hasarı
oluşturarak
yaptıkları
bir
çalışmada
barsaklarda
oluşan
iskemi
reperfüzyon
ha-
sarının
diosmin-hesperidin
ile
büyük
ölçüde
azaltıla-
bileceğini
göstermişlerdir
(13).
Trent
ve
ark.
kronik
venöz
yetmezlik
sonucu
venöz
ülser
meydana
gelen
hastalarda
yaptıkları
bir
metaa-
naliz
çalışmasında,
konvansiyonel
tedaviye
ek
olarak
diosmin
hesperidin
verilmesinin
sadece
konvansiyo-
nel
tedavi
edilenlere
göre
ülsere
bağlı
semptomların
ve
ülser
boyutlarının
hızla
azalmasında
etkili
olduğunu
göstermişlerdir
(14).
Hasanoğlu
ve
ark.
yaptığı
bir
çalışmada
kobayların
enfekte
cilt
yaralarında,
sistemik
ve
topikal
olarak
uy- gulanan
diosmin
hesperidinin
yara
iyileşmesini
olum-
lu
yönde
etkilediğini
göstermişlerdir
(15).
Pecking
ve
ark.
meme
kanseri
operasyonu
sonrası
meydana
gelen
üst
ekstremite
lenfödeminde,
diosmin- hesperidinin
etkilerini
araştırdıkları
bir
çalışmada
di- osmin
hesperidinin
lenfödemdeki
lenf
akış
hızını
art-
tırarak,
intralenfatik
basıncı
anlamlı
olarak
azalttığı
ve
aynı
zamanda
interstisyel
sıvının
kapillerlere
geri
dö- nüşünü
arttırdığı,
böylece
lenfödem
tedavisini
olumlu etkilediğini
göstermişlerdir
(16).
Dorkina
ve
ark.
kobaylara
CCL4
vererek
akut
hepa-
tit
oluşturdukları
bir
çalışmada,
diosmin
hesperidinin
100mg/kg
dozunda
hepatoprotektor
etkisi
olduğunu
göstermişlerdir
(17).
Hasanoğlu
ve
ark.
enfekte
ikinci
derece
yanıklarda
sistemik
ve
topikal
ol |