|
Bidder -
Sosyal
Bilimleri Dergisi Yıl 2010 Sayı 1
KARİZMATİK OTORİTEDEN YENİ LİDERLİK VİZYONUNA: GÜNÜMÜZ
LİDERLİK YAKLAŞIMLARI
FROM
CHARISMATIC AUTHORITY TO NEW LEADERSHIP VISION: CONTEMPORARY
LEADERSHIP APPROACHES
ABSTRACT
Today, leadership, the perceptiveness of leadership and as a
result of this, the roles of the leader are undergoing some
transformations in the process of quick socio-cultural change
which is triggered by the process of globalization. Society
types which are conceptualized with names like pre-industrial
traditional-rural-agricultural society, modern, late modern,
postmodern, post industrial, industrial society, postmodern
society, agricultural society and the transition processes
which describe the basic characteristics of these societies
demonstrate the dynamic of new times and the humanity position
whereby new socialnessess are occurring. When these
transitions/periods are considered at a micro level, the
change in the management processes of small groups,
organizations, enterprises and institutions and when
considered at a macro level the change in the management
processes of the society and wider geographies is obvious.
Similarly, these periods are quite meaningful in terms of the
phases that the leader roles and leaders have undergone. In
this respect, the explanation of the leader type which is
needed by current societies in this new globalised word and
the expectations of this era from the leader are only possible
by differentiating postmodern society structures and
postmodern societal types and processes from previous
traditional and modern societal formations.
Key words:
Charismatic Authority, Transformational Leadership, Cultural
Leadership, Visionary Leadership, Ethical Leadership,
Service-oriented Leadership, Authentic Leadership, Teaching
Leadership, Principle-Centered Leadership.
İletişim
Dr. İhsan Çapcıoğlu
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Ankara / Türkiye
28
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
1. Giriş
Lider, grup üyelerini bir amaca yönelik güdüleyen ve grup
amaçları doğrultusunda etkileyen, yönlendiren kişi, liderlik
ise belirli koşullar altında, belirli kişisel veya grup
amaçlarını gerçekleştirmek üzere, bir kimsenin başkalarının
faaliyetlerini etkilemesi ve yönlendirmesi sürecidir (Koçel,
2001: 465). Eren’e (1991: 365) göre lider, grup üyeleri
tarafından hissedilen ancak açıklığa kavuşmamış olan ortak
düşünce ve arzuları, benimsenir bir amaç biçiminde ortaya
koyan ve grup üyelerinin potansiyel güçlerini bu amaç
etrafında faaliyete geçiren kimsedir. Lider, örgütsel yol
göstericilere (emir, direktif, kararname) mekanik olarak
uymanın üstünde ve ötesinde bir etkileme gücüne sahip olan
kişidir. Bu anlamda liderlik, bir örgütün amaçlarını
gerçekleştirmek için yeni bir yapı ve prosedür başlatma
olarak tanımlanabilir. Başka bir ifade ile lider, doğru olan
şeyleri yapmayı hedefleyen kişidir (Erdoğan, 2002: 47).
Werner (1993: 17) ise liderliği, belli bir durumda, belli
bir anda ve belli koşullar altında bir grup insanın örgütsel
hedeflere ulaşmak için gönüllü olarak çabalamasını teşvik
eden, ortak hedeflere ulaşmada yardımcı olan, deneyimleri
aktaran ve uygulanan liderlik türünden hoşnut olmalarını
sağlayan bir etkileme süreci olarak tanımlamaktadır. Çelik’e
(2000: 3) göre ise liderlik; iki ya da daha fazla kişiyi güç
ve etki yoluyla yönlendirmedir. Burada güç ve etki bakımından
iki farklı liderlik biçimi ortaya çıkmaktadır. Formal lider,
otoriteyle grup üzerinde etkisini gösterir. İnformal lider
ise liderlik davranışıyla grupla bütünleşen kişidir.
Liderlik kavramına ilişkin tanımların ortak noktaları;
gönüllülük temelinde çalışanların güdülenmesi,
cesaretlendirilmesi, yönlendirilmesi, yaratıcılıklarının
ortaya çıkartılması ve harekete geçirilmesidir. Buna göre,
etkin liderliğin temeli organizasyonun misyonunu belirlemeye,
tanımlamaya ve bunu açık bir biçimde ortaya koymaya dayanır.
Bu bağlamda liderler örgüt vizyonunu, hedeflerini,
önceliklerini ve standartlarını tespit eder ve bunların
bozulmaması için gerekli önlemleri alarak, grup üyeleri
arasında uzlaşma sağlar (Drucker, 1998: 130). Tanımların
birleştiği ortak payda durumundaki kriterler; belli bir
amacın olması, belli bir grup insanın olması ve bu grubu
yönlendirebilecek bir liderin bulunmasıdır. Bu doğrultuda
liderlik; bir grup insanı, belirli amaçlar etrafında
toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları
harekete geçirme, etkileyebilme bilgi ve yeteneklerinin
toplamıdır şeklinde bir tanım yapılabilir (Zel, 2001: 91).
Esasen liderlik tanımlarında vurgulanan ve verilmek istenen
mesaj ortaktır: “Liderliğin, kendine atfedilen bazı
özellikleri ile grupla etkileşmesi ve yapıyı harekete
geçirmesi”. Bir başka deyişle, birey ya da grup davranışını
etkileme ve yönlendirme çabaları liderlik olgusunun özünde
yer almaktadır.
Küreselleşen dünyada liderler, insanların ihtiyaç, beklenti,
duygu ve inançlarına duyarlı olmak durumundadır. Aynı zamanda
liderler, değişen dünyada ve toplumda insanların söz konusu
değişimlere uyum sağlamalarında, değişmelerin getirdiği bazı
sorunlarla baş etmelerinde yol gösterici olmak durumundadır.
Değişime açık ve değişim için aktif rol oynayabilen liderler,
işletmelerin iş dünyasında rakiplerine göre bir adım önde
olmalarını sağlamaktadır (Şişman, 2002: 11). Bununla birlikte
günümüzün hızlı sosyo-kültürel değişme sürecinde liderlik,
liderlik anlayışı ve buna bağlı olarak lider rolleri çeşitli
dönüşümlere uğramaktadır. Tarihsel süreçte insanlığın sanayi
devrimi sonrasında tecrübe ettiği ve sosyal bilimcilerin sıkça
kullandığı anahtar kavramlardan olan modernite ve
postmodernite; sanattan bilime, siyasetten dine, ekonomiden
eğlenceye, teknolojiden ekolojiye kadar uzanan genişlikte
sosyal ve fiziki yaşamın tüm yönlerini yeniden
biçimlendirerek farklılaştırmaktadır. Bu bağlamda günümüz
toplumlarının küresel yeni dünya düzeninde ihtiyaç duyduğu
lider tipini, anlayışını ve bu yeni dönemin liderden
beklediği
29
Karizmatik
Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz Liderlik
Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
rolleri anlamlandırmak, postmodern toplum yapılarını ve
postmodern toplumsal biçimleri ve süreçleri, daha önceki
geleneksel ve modern toplumsal formasyonlardan koptuğu
noktaları birbirinden ayırt etmekle mümkündür. Liderlik ve
özellikle dini liderlik söz konusu olduğunda Max Weber’in bu
alandaki literatüre çok önemli katkılarda bulunduğu
görülmektedir. Öyle ki, Weber’in otorite tipleri
tanımlamasını oluşturan üçlü tasnifinde ele aldığı “karizmatik
otorite”nin özellikle hukuk ve din sosyolojisindeki
kullanımları günümüzde canlı bir tartışma alanı olma
özelliğini hala korumaktadır (Çapcıoğlu ve diğerleri, 2010:
82). Bu makalede, Weber’in konumuzla ilgili görüşlerini;
özellikle, karizma ve karizmatik otorite kavramları
çerçevesinde temellendirdikten sonra “günümüz liderlik
yaklaşımları” başlığı altında çağdaş liderlik yaklaşımları
üzerinde duracağız.
2. Karizma ve Karizmatik Otorite
Karizma kavramını ilk olarak 1892’de Strassburg’lu kilise
tarihçisi ve hukukçusu Rudolf Sohm Hıristiyanlığın ilk
zamanlarında kilisenin müritler üzerindeki otoritesini
açıklamak için kullanmıştır. Weber’in otorite tipolojisi
içinde çok ilgi uyandıran bu “karizma” ya da “karizmatik
lider” kavramı bugün siyasal terminolojinin temel
kavramlarından biri haline gelmiştir. Weber bu kavrama büyük
önem vermiş ve eserlerinin birçoğunda karizmanın çeşitli
tarihsel görünümleri üzerinde durmuştur. Nitekim din
sosyolojisinde, İsa’nın doğumundan önceki yüzyıllarda yaşayan
eski Yahudi toplumunda ortaya çıkan karizmatik peygamber
tiplerine büyük yer ayırmıştır. Hukuk sosyolojisinde de
karizmatik kahinlerin ve hukuk peygamberlerinin oynadığı rol
derinlemesine incelenmiştir (San, 1971: 93).
“Karizma” kavramını Weber (2005: 75), bireysel olarak bir
şahsı sıradan insanlardan ayıran ve onun doğaüstü, insanüstü
ya da en azından bazı özel istisnai güçlere ya da niteliklere
sahip sayılmasına yol açan nitelik anlamında kullanmaktadır.
Bunlar sıradan insanların ulaşamadığı ancak kutsal, ilahi
kökenleri olan ya da örnek oluşturan özelliklerdir ve bir
kişi bu özellikler temelinde lider sayılır. İlkel şartlarda bu
özel saygı biçimi peygamberlere, tedavi edici ya da hukuki
bilgelik sahibi olmakla meşhur kişilere, avda liderlik
edenlere ve savaş kahramanlarına gösterilir. Çoğunlukla
karizmatik kişinin sihirli bir güce sahip olduğu düşünülür.
Söz konusu niteliğin etik, estetik ya da buna benzer daha
başka açılardan uygun sayılıp sayılmayacağı kuşkusuz bu kavram
açısından önem taşımaz. Önemli olan tek şey söz konusu
bireyin karizmatik güce konu olanlar ve izleyiciler ya da
taraftarlarca gerçekte nasıl görüldüğüdür (Weber, 2005:
75–76).
Weber’e (2005: 79) göre karizmatik otorite günlük rutin ve
din dışı (profan, dünyevi) hayatın dışındadır. Bu açıdan hem
rasyonel ve özellikle bürokratik güce hem de ataerkil,
patrimonyal, feodal biçimiyle olsun geleneksel güce kesin
olarak zıttır. Bürokratik otorite zihinsel yolla
çözümlenebilir kurallara bağlı olmak anlamında özellikle
rasyoneldir, karizmatik güç ise her türlü kurala yabancı
olması anlamında özellikle rasyonel değildir. Geleneksel
otorite eskiden kalma örneklere ve bu açıdan da kurallara
bağlıdır. Karizmatik otorite ise kendi egemenlik sınırları
içinde geçmişi reddetmekte ve bu anlamda özel bir devrimci güç
niteliği taşımaktadır. Bu güç, ne lidere ne de toplumsal
bakımdan ayrıcalıklı gruplara mülkiyet sahipliğine dayalı
hiçbir mevki tahsisini kabul etmez. Onun için tek meşruiyet
kaynağı, kanıtlandığı sürece, başka deyişle kabul gördüğü
taraftarlarla öğrenciler arasında karizmatik biçimde etkili
olduğu sürece, kişisel karizmadır.
Otorite tipleri ile ilgili sosyolojik açıklamalarında Weber,
önce karizmanın mahiyetini sonra da karizmanın kişisel olma
niteliğini yitirmesini ve bunun sonuçlarını anlatır. Weber’e
göre somut bir toplumda karizmanın kişisel olma niteliğini
yitirmesi (karizmanın sıradanlaşması, rutinizasyonu) ve
30
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
kurumsallaşması ile karizma fenomeni tarihin derinliklerine
gömülmüş olmamaktadır. Aksine aynı somut toplumda bürokrasinin
en güçlü olduğu bir zamanda bile karizmatik önderlerin özel
koşullar nedeniyle yeniden ortaya çıkması olanağı vardır.
Başka bir deyişle karizmatik otorite toplumların buhranlı
dönemlerinde karizmatik nitelikleri bulunduğuna inanılan
kişilerin ortaya çıkması ile yeniden kurulabilir (San, 1971:
94).
2.1. Karizmatik Otoritenin Özellikleri
a)
Karizmatik otoritenin geçerliliği için belirleyici olan şey
güce bağımlı olanların kabulüdür. Bu tanıma gönüllü olup
başlangıçta her zaman bir belirti ya da delil sayılan bir
mucizeden kaynaklanır ve söz konusu vahye kendini kaptırma,
kahramana tapma ya da lidere mutlak bir güven duyma biçimini
alır. Bununla birlikte karizmatik gücün gerçek olduğu yerde de
meşruiyet iddiasının temelini oluşturan bu değildir. Bu temel
daha çok karizmatik bir göreve çağrılanların görevin bu
niteliklerini bilmelerinin kendi görevleri olduğunu kabul eden
anlayıştır. Psikolojik olarak bu tanıma söz konusu niteliğin
sahibine karşı coşku, umut ya da umutsuzluktan kaynaklanan tam
bir kişisel adanma manasına gelir (Weber, 2005: 76).
b)
Eğer karizmatik otoritenin karizmatik niteliklerinin kanıtı
uzun süre görülmezse, tanrısının ya da sihirli ya da
kahramanlık güçlerinin kendisini terk ettiği düşüncesi ortaya
çıkar. Eğer uzun süre başarı gösteremezse ve her şeyden
önemlisi eğer yönetimi altındakilere herhangi bir yarar
sağlamıyorsa karizmatik otorite ortadan kalkar. “İlahi Hediye”1
(seçilmişlik) kavramının gerçek karizmatik anlamı budur (Weber,
2005: 77).
c)
Karizmatik otoriteye konu olan kuruluş/grup, duygusallığa
dayalı topluluk ilişki
1 Gottesgnadentum (Gift of Grace).leri
temelinde ortaya çıkan bir gruptur. Karizmatik güç sahibinin
idari memurları resmi memurları ihtiva etmez; en azından
üyeleri bir uzmanlık eğitimi almış kişiler değildir. Bu
konuma seçilmeleri ne bir toplumsal ayrıcalık ne de ailevi ya
da şahsi bağımlılık temeline dayalıdır. Seçim kriteri
üyelerin karizmatik nitelikleridir. Peygamberin havarileri,
komutanların bedenleri, liderlerin ise takipçileri vardır.
Atama veya azil, kariyer veya terfi gibi bir şey yoktur.
Sadece liderin karizmatik niteliklerinden dolayı yaptığı bir
çağrı söz konusudur. Burada hiyerarşi de yoktur. Lider
memurlarından kimilerinin verilen iş için yetersiz olduğunu
düşündüğünde genel ya da özel olarak konuyla ilgilenir.
Ortada ne belirli bir yetki alanı, ne de sosyal imtiyaza
dayalı bir güç tahsisi mevcuttur. Ancak kimi durumlarda
karizmatik otorite ve üstlenilen görev için yalnızca bulunulan
yere ait ya da işlevsel sınırlamalar getirilebilir. Ücret ya
da çıkar diye bir durum söz konusu değildir. Tilmiz ya da
taraftarlar liderle birlikte asıl olarak ortakçılık esasına
dayalı bağışlardan oluşan kaynaklarla yaşarlar. Kurulmuş idari
organlar yoktur. Bunların yerine başkalarınca karizmatik güçle
donatılmış olan ya da kendi başlarına böyle bir güce sahip
bulunan memurlar vardır. Herhangi bir resmi kural soyut meşru
ilkeler sistemi dolayısıyla da bunlara yönelik herhangi bir
hukuki karar süreci yoktur. Bununla birlikte yasal sistem
oluşturacak hukuki bir bilgelik de söz konusu değildir. Somut
yargı kararları olaya bağlı olarak yeniden oluşturulur ve
başlangıçta kutsal yargılar ya da vahiyler olarak görülür.
Objektif bir gerçek olarak tam anlamıyla karizmatik
nitelikteki her egemenlik durumunda geçerli olan kural Weber
(2005: 78)’e göre şudur: Kitapta şöyle yazıyor ama ben size
diyorum ki gerçek peygamber gerçek bir komutan ve buradaki
anlamıyla her gerçek lider gibi yeni yükümlülükler öğütler
yaratır
31
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
ya da ister ve
bunu, tanrısal ilham içine doğma adına ya da kendi somut
düzenleyici iradesi adına yapar, çünkü dini, askeri ya da
siyasal grubun üyeleri söz konusu yükümlülüklerin kaynağında
bunların bulunduğunu kabul eder. Kabullenme bir görevdir.
Böyle bir güç kendisiyle rekabet eden karizmatik olma
iddiasındaki bir başka güçle çatışmaya girdiğinde tek çıkış
yolu söz konusu liderlerin ya sihir kullanması ya da doğrudan
doğruya fiziksel kavgaya girişmeleridir. Böyle bir çatışmada
ilke olarak sadece bir taraf haklı olabilir, diğer tarafın
cezalandırılması gereken “suçlu” olması şarttır (Weber,
2005: 77–79).
d)
Weber (2005: 79)’e göre saf2
karizma özellikle ekonomik varsayımlara yabancıdır. Ortaya
çıktığı her yerde, sözcüğün en güçlü anlamında bir çağrı ve
misyondur. Saf halinde kendi çekiciliğini ekonomik açıdan
kullanıp bir gelir kaynağına dönüştürmeyi aşağılık bir şey
sayar ve reddeder, ancak bu saf türün çoğu kez gerçekten ideal
olarak kaldığı da bir gerçektir. Bu, karizmatik gücün her
zaman kimi kez peygamberlerin ve tilmizlerinin yaptığı gibi
zenginliği reddettiği anlamına gelmez. Kahraman savaşçılar ve
askerleri ganimeti aktif bir şekilde ararlar; seçilmiş başkan
ya da karizmatik parti liderlerinin maddi güç araçlarına
ihtiyaçları vardır. Buna ilaveten seçilmiş başkanın
prestijini arttırmak üzere parlak güç gösterilerine ihtiyacı
da vardır. Gerçek
2 Weber’in açıkladığı anlamda saf karizmatik otorite tipi
artık tarihin malı olmuştur. Ancak unutulmaması gereken önemli
bir nokta vardır. Weber’in ideal tipleri sosyal gerçeklikte
hiçbir zaman kavramsal saflıkları içinde bulunmazlar. Konuya
bu açıdan bakılacak olursa San (1971: 95)’a göre karizmatik
unsurlar çağımızda da rasyonelleşme sürecinin çok daha
hızlanma olasılığı bulunan daha ileriki çağlarda da
varlıklarını koruyacaklardır. Karizmatik otoritenin baş
düşmanı olan sürekli kuruluşlara devleşen ekonomiye ve
gittikçe gelişen kitle iletişim araçlarına rağmen çağımız
toplumlarının buhranlı devrelerinde karizmatik liderler ortaya
çıkmaktadırlar ve ileride de çıkabileceklerdir.
ten karizmatik
olan güç türünde aşağılık görülen şey geleneksel ya da
rasyonel biçimiyle günlük kazanç kaygıları ya da düzenli bir
gelir sağlamak için sürekli olarak ekonomik etkinlikte bulunma
durumudur. Bir yandan hediyeler kimi kez büyük çaplı vakıf
gelirleri, dahası rüşvet ve büyük miktarlı bağışlar ya da
dilenme gönüllü desteği oluşturur.
Weber (2005: 81)’e göre saf biçimiyle (ideal tip olarak)
karizmatik otorite günlük hayatın sıradanlıklarından özellikle
uzak bir karakterdedir. Doğrudan girişilen toplumsal ilişkiler
sıkı sıkıya şahsi olup şahsi niteliklerin karizmatik
geçerliliği ve uygulamanın temellerine dayalıdır. Eğer geçici
bir olay olarak kalmayıp istikrarlı bir tilmizler topluluğu,
bir yandaşlar grubu, bir parti örgütü ya da herhangi bir
siyasal ya da hiyerarşik örgüt biçimini alacaksa karizmatik
gücün niteliğinin köklü bir değişmeden geçmesi şarttır.
Gerçekten de saf biçimindeki karizmatik otoritenin ancak daha
başlangıç aşamasında olduğu söylenebilir. Saf bir karizmatik
otoritenin istikrar içinde sürmesi imkânsızdır; bu nedenle o,
ya gelenekselleşecek veya rasyonelleşecek ya da her ikisinin
bir karmasına dönüşecektir.
3. Günümüz Liderlik Yaklaşımları
Günümüzde yaşanan hızlı toplumsal değişme süreci, Weber’in
tanımladığı anlamda liderlerin yeni yeterlilikler ve
üstünlükler kazanmasını zorunlu hale getirmiştir. Küresel
ekonomik pazarda değişim kavramının organizasyonlar ve
örgütler açısından ifade ettiği önem göz önüne alındığında,
yeni toplumsal oluşumlar, hareketler ve sistemlere paralel
olarak beliren yeni liderlik uygulamalarının gündeme gelmesi
şaşırtıcı değildir. Liderlik, son yıllarda özellikle çok
uluslu ticari işletmeler için önemi daha iyi anlaşılmaya
başlanan bir kavram haline gelmiştir (Şişman ve Turan, 2004:
107). Bu çerçevede küreselleşen dünyada bir liderin sahip
olması gereken yeni liderlik becerilerini tanımlayan farklı
32
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
anlayışların ortaya çıktığı görülmektedir. Bu bölümde söz
konusu yeni liderlik anlayışlarını/biçimlerini ele alacağız.
3.1. Dönüşümcü Liderlik
Dönüşümcü liderlik kavramı ilk olarak 1978 yılında James
McGregor Burns tarafından “dünya sınıf liderleri” adlı
çalışmada kullanılmış (Korkmaz, 2006) ve Bernard M. Bass ve
Robert J. House tarafından yönetim ve örgüt konularına
uygulanmıştır. Bu yaklaşım, genellikle, temeli ABD’li
liderlere ilişkin varsayımlara dayalı yönetim kültüründen, bir
sosyal yapı felsefesine doğru gelişen bir model yaratma
düşüncesinden doğmuştur. ABD siyasal yaşamında parti
liderlerinin oy toplamak ya da oy potansiyellerini artırmak
amacıyla başvurduğu yöntemlerin benzerleri, iş hayatında
General Electric’den Jack Welch ile Chrysler’den Lee Iacocca
tarafından işletmelerinde değişimi başlatma ve geleceğe
yönelik vizyonlarını gerçekleştirme süreçlerinde başarılı bir
şekilde kullanılmıştır (Özalp ve Öcal, 2000).
Yukl (1989), dönüşümsel liderlik süreci için öngördüğü bazı
temel davranışsal ilkeleri şöyle tanımlamaktadır:
•
Açık ve cazip bir vizyon geliştirme,
•
Vizyonu gerçekleştirmek için strateji geliştirme,
•
Vizyonu iletme ve yayma,
•
Vizyonun gerçekleşeceğine ilişkin güvenini ve iyimserliğini
gösterme,
•
Vizyonun gerçekleşmesinde izleyenlere duyduğu güveni açıklama,
•
İlk, küçük başarıları güveni pekiştirme için kullanma,
•
Başarıları kutlama,
•
Anahtar değerleri vurgulamak için sembolik, dramatik
eylemleri kullanma,
•
Rol modeli oluşturarak örnek olma,
•
Değişimi kolaylaştırmak için törenleri, seremonileri kullanma.
Dönüşümcü liderlik tarzıyla kişilik özellikleri arasındaki
ilişkileri inceleyen bir araştırmanın bulgularına göre,
kavramsal düşünme (conceptual thinking), değişikliğe açık olma
(change oriented), ikna edebilme (persuasive) ve amaç
oluşturabilme (establishing purpose) özelliklerini taşıyan
yöneticilerin “dönüşümcü liderlik” tarzıyla güçlü bir ilişki
içinde olduğu belirtilmektedir (Zel, 2001: 154). Yapılan
araştırmaların sonuçları değerlendirildiğinde dönüşümcü
liderlerin özelliklerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz
(Berber, 2000):
•
Dönüşümcü liderler cesurdur:
Değişime yol açabilecek faaliyetleri gerçekleştiren,
alışılagelmiş yöntemleri ve fikirleri değiştiren, mücadele
eden ve başarıya ulaşabilmek için tüm olumsuzlara göğüs geren
dönüşümcü liderlerin cesur bir kişiliğe sahip oldukları
söylenebilir.
•
Dönüşümcü liderler, yaşam boyu öğrenme ve yaşadiklarindan ders
alabilme özelliğine sahiptirler:
Bulundukları grubun bireylerinden daha iyi düşünebilen
dönüşümcü liderlerin bu özelliğinin sürekli araştırma,
irdeleme, inceleme gibi kendini gerçekleştirme eğilimlerinden
kaynaklanır.
•
Dönüşümcü liderler, kendilerini değişim unsuru olarak ifade
ederler:
Dönüşümcü liderler kavramsal yeteneklerini iyi kullanır.
Kavramsal yetenek, organizasyonu bir bütün olarak görme ve
birimler arasındaki ilişkileri takip edip onu bütüne uygun
hale getirme özelliğini içerdiğinden, dönüşümcü liderin birey
ile ilgilenip, onu çevresi ile uyumlu hale getirmesi
kavramsal yeteneğini iyi kullandığını göstermektedir.
•
Dönüşümcü liderler, izleyicileri ile özdeşim kurma ve
yaşantilarini içselleştirme özelliğine sahiptir:
Bu durumda izleyici, lideri ile iletişime geçme ihtiyacı
hisseder ve kendi değerlerine uygun bir ortamda iletişim
kurar.
33
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
•
Dönüşümcü liderler, vizyon belirleyen kişilerdir.
•
Dönüşümcü liderler, değerler tarafından yönlendirilirler.
•
Dönüşümcü liderler kolay pes etmez; karmaşa ve belirsizlik
durumlarinda mücadele ederler.
3.2. Kültürel Liderlik
Örgüt kültürünün; örgüt kurucularının inanç, değer ve
varsayımları, örgüt geliştirme doğrultusundaki grup üyelerinin
öğrenme deneyimleri ve yeni üye ve liderlerin inanç, değer ve
sayıtlıları olmak üzere genellikle üç kaynağından söz edilir
(Çelik, 2000: 64). Bu bağlamda, liderliği anlamlı kılan
kültürel çevre; kültürel çevreye anlam katan ise liderdir.
Lider ile kültürel çevre arasındaki karşılıklı iletişimin
başlangıç noktası kültürdür. Kültürü oluşturan unsurların,
liderliğin, psikolojik ve sosyolojik koşullarını
hızlandırdığı söylenebilir. Çünkü bu unsurlar, herhangi bir
toplum, örgüt ve grupta kişinin lider olarak kabullenilmesini
sağlayan algıların ve değer yargılarının temel
belirleyicisidir. Bir toplumda lider olarak algılanan kişi,
bir başka toplumda, hatta toplumu oluşturan alt
topluluklarda, grup ve örgütlerde lider olarak
algılanmayabilir. Sosyal psikoloji alanında yapılan grup,
liderlik ve sosyal etkiye ilişkin araştırmalar bu düşünceyi
desteklemektedir. Bu anlamda otoritenin gücü, grup üyelerinin
benzer düşünmesi, çok sayıda kişinin bireyi bu yönde
etkilemesi, uyma ve itaat davranışını doğurmaktadır. Bu
nedenler, liderliği anlamlı kılan kültürel çevrenin liderliğe
anlam yüklediğini kanıtlamaktadır. Bu yönüyle kültürel lider,
örgüt kültürünü tüm yönleriyle bilen ve değerlendiren kişidir
(Erçetin, 1998: 18).
Trice ve Beyer (1991: 153), kültürel liderliğin öğelerini
örgütsel kültür açısından değerlendirmekte ve sonuçları içeren
açılımları Tablo 1’de özetlemektedir:
Tablo 1. Kültürel Liderliğin Öğeleri ve Örgütsel Kültür
Açısından Sonuçları
|
Kültürel Liderliğin Öğeleri |
Örgütsel Kültür Açısından Var Olan Kültürü Koruma ve
Sürdürme |
Sonuçları Yeni Bir Kültür Oluşturma |
|
Kişisel Özellikler |
Gruba güven, kolaylaştırıcı güçlü inançlar, inandırıcı |
Kendine güven, baskın kişilik, güçlü inançlar, uyarıcı,
etkileyici ve açıklayıcı |
|
Algılanan Durum |
Kriz ya da yönetsel bir sorun yok |
Yaşanan kriz durumu |
|
Vizyon ve Misyon |
Geleneksel ideoloji |
Radikal ideoloji |
|
İzleyenlerin Yorumları |
Lider geçmişte başarılı olan değerleri benimser |
Lider krizle ilgili gereken farklı niteliklere sahiptir |
|
Performans |
Başarının sürmesi |
Kriz yönetiminde tekrarlanan başarı |
|
Liderlik Davranışları |
Etkili bir model, ideolojiyi açıkça vurgulama,
izleyenlerin duyduğu güveni ve üst düzeyde beklentilerini
ifade etme, güdüleme |
Etkili rol modeli, başarı ve güçle destekleme, ideolojiyi
açıkça vurgulama, izleyenlere duyduğu güveni ve üst
düzeyde beklentilerini ifade etme, güdüleme |
34 İhsan
Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
|
Yönetsel Eylemler |
Var olan yapı ve stratejileri koruma veya yapı ve
stratejilerde olası değişimleri azaltma |
Yeni yapılar ve stratejiler oluşturma veya var olan yapı
ve stratejilerde radikal değişiklikler yapma |
|
Kültürel Formların Kullanılması |
Var olan kültürel ideolojiler ve değerlerin olumlu
yönlerini vurgulama, var olan gelenekleri sürdürme, var
olanı sürdürmeyi yaşamsal kılma |
Yeni kültürel ideolojileri ve değerleri vurgulama, yeni
gelenekler oluşturma, değişmeyi kurumsallaştırma |
3.3. Vizyoner Liderlik
Vizyon,
şu andaki gerçekler ile gelecekte
gerçekleşmesi umulan koşulları bir anda değerlendirerek,
örgütün gelecekteki imajını yaratmaktır. Başka bir ifadeyle
vizyon, örgütün hayal edilen geleceğidir (Eren, 2003: 548).
Vizyoner
lider, böyle bir vizyonu yaratabilen ve bunu tüm
izleyicilerine benimseten liderdir. Vizyoner liderler,
örgütlerini sadece güncel durumdaki yapıyı dikkate alarak
değil, gelecekteki değişimleri de dikkate alarak yönetirler
(Akdemir, 2003: 146). Liderlik konusunda yapılan
araştırmalarda vizyoner liderlik konusu özellikle 1990’lı
yıllarda büyük önem kazanmıştır. Vizyoner liderin önemi,
örgütlerin geleceğine yönelik belirsizlikleri aşacak başarıyı
göstermesine dayanmaktadır. Örgütlerde meydana gelen hızlı
değişim, onların geleceğe ilişkin kararlarında etkili
olmaktadır. Bu hızlı değişim süreci içinde örgütleri
paylaşılan ortak bir vizyonla geleceğe taşıyan liderler,
geleceğin liderleri olarak görülmektedir (Çelik, 2000: 165).
Sabancı vizyoner liderin özelliklerini şöyle sıralamıştır:
•
Vizyon
sahibi olma
•
Karmaşık
durumdaki verileri kavranabilir ve çözümlenebilir nitelikte
sunma
•
Yeni
fırsatları sezme gücü
•
İnsan ve
madde kaynaklarını değerlendirebilme
•
Etkili
konuşma ve dinleme
•
Risk alma
•
Esinlendirici olma ve etkili güdüleme yöntemleri kullanma
•
Gelecek
yönelimli olma
•
İzleyenlerin düşünce ve davranışlarında vizyonu yansıtmalarını
sağlama
•
Grup
süreçlerini yönetme
•
Verimliliğe
odaklı stratejileri geliştirme ve eylem yönelimli olma
•
Kendine
güvenme ve çevresinde güven uyandırma.
Sashkin ve
Burke, vizyoner liderlerin (Erçetin, 2000: 72), güç
gereksinimi gibi ayırt edici kişilik özelliklerinin yanı sıra,
vizyonu açıklamak için örgüt kültürünü değiştirmek gibi kesin
etkiler oluşturmaları ve ayırt edici davranış örüntüleriyle
diğerlerinden fark edildiklerini vurgulamaktadır.
3.4. Ahlak,
Etik ve Etik Liderlik
Ahlak
Ahlak,
Latince kökenli “moral” sözcüğünün karşılığıdır. Bu anlamıyla
ahlak, göreli bir anlam ifade etmektedir. Örneğin, ahlak
kurallarının toplumdan topluma, hatta aynı toplumdaki farklı
gruplar içinde farklı anlamlarda kullanıldığı bilinmektedir.
Arapça’da ise ahlak, “hulk” sözcüğünün çoğuludur; huy, mizaç,
yaradılış anlamına gelir. Ahlak, insan ilişkilerinde uyulması
gereken manevi ilkeler, toplumun geleneksel değerleri ve
davranış kalıplarıdır (Cevizci, 2002: 1-3). Ayrıca ahlak, iyi
ve doğrunun, kötü ve yanlışın ne olduğunu ortaya koyan
davranışları oluşturmak için, yol gösterici bir işleve sahip
olan
35
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
kurallar demeti olarak da tanımlanabilir. Bununla birlikte,
değişimin büyük bir hızla gerçekleştiği günümüzde, iyi-kötü,
doğru-yanlış, güzel-çirkin, erdem-erdemsizlik gibi ahlaki
kuralları, sabit, değişmez ve mutlak kurallar olarak ortaya
koymak mümkün değildir. Ahlak kuralları da, yaşamın her
alanını etkileyen bu hızlı değişimle birlikte değişmektedir (Özgener,
2004: 5-6).
Ahlak, toplumun tutum ve inançlarını yönlendiren değerler
sistemidir. Toplum içerisindeki örgütler ve bireyler temelde
kendileri için çıkar elde etmeyi hedeflemekle birlikte,
onların toplumun bütününe karşı da yükümlülükleri vardır. Bu
yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayan ise ahlaki
davranışlardır. Dolayısıyla toplumun her alanında ahlaki
davranışlara önem verilmesi ve ahlaki davranışların kişisel ve
örgütsel olarak uygulanmalarının teşvik edilmesi, bu konuda
koruyucu tedbirlerin alınması gerekir (Aydın, 2003: 16). Zira
ahlak, belirli değerler üzerine kurulmuş, kendine özgü bir
bilgi türüdür. Bu tür bilginin ve değerlerin özelliği, birey
ve toplum üzerinde bir yaptırım gücüne sahip olmalarıdır
(Ural, 1998: 43). Bu çerçevede, ahlak kavramının dört farklı
unsurundan söz edilebilir. Ahlak, öncelikle düzen kavramını
ifade etmektedir. İkinci olarak ahlak, zaman ve mekana göre
değişiklik gösteren ve göreceli, öznel bir içeriği ifade
eder. Üçüncü olarak ahlak, doğal bir olguya işaret ederek
karşılıklı kabullenme sürecine atıfta bulunur. Bu anlamıyla
ahlak, insanların birbiriyle çelişen isteklerini uzlaştırır ve
bir arada yaşamalarını olanaklı kılar. Dördüncü olarak ise
ahlak, bir eylem kuramıdır. İşte burada, bilgiden çok pratik
eylem ön plana çıkar ve eylemlerin doğruluğu, yanlışlığı bu
çerçevede belirlenir (Dilan, 2000: 182).
Etik
Etik sözcüğü, Yunanca “karakter” anlamına gelen “ethos”
sözcüğünden türetilmiştir. Ethos’tan türetilen “ethics”
kavramı ise, ideal ve soyut olana işaret ederek, ahlak
kurallarının ve değerlerin incelenmesi sonucu ortaya
çıkmaktadır. Bu anlamda etik, toplumda yaygın olan ahlak
kurallarından daha özel ve felsefidir. Etiğin ilgi alanı,
insanın bütün davranış ve eylemlerinin temelinin
araştırılmasıdır (Aydın, 2002: 5).
Etik, bireysel ve sosyal yaşamın çok büyük bir hızla akıp
değiştiği ve yoğun bir değer bunalımı yaşandığı günümüzde
tanımlanması çok zor olan kavramlardan biridir. Bir toplum
düzeni içerisinde var olan insan, ahlaki hayatı şahsen yaşar,
içinde bulunduğu toplumun ahlaki ilke ve değerlerini
eylemleriyle cisimleştirir. Fakat o bununla da kalmayıp,
taşıyıcısı olmaya veya hayata geçirmeye çalıştığı değerlerin
anlamı üzerinde düşünmeye, kullandığı ahlaki kavramların
gerçekte ne olduklarını ve ne anlam ifade ettiklerini
araştırmaya; ahlaklılığın unsurlarını tartışmaya ve buna
benzer konularda düşündüğü ve hissettiği şeyleri dile
getirmeye, başkalarına aktarmaya başladığında, normal
ahlaklılık düzeyini aşıp etik yoluna girmiş olur (Cevizci,
2002: 4).
Etik ile ahlak arasındaki en büyük fark; etiğin ahlak konusuna
eleştirel bir gözle bakan felsefe alanı olmasıdır. Ahlak, iyi
ve kötü olana karar veren ortak değer ve inanışları, etik ise
bu ahlaki değer ve davranışların temelindeki doğru ve yanlışı
seçme ve düzenleme sürecini ifade eder (Baudot, 2002: 9).
Ahlak, olgusal ve tarihsel açıdan yaşananları içermesine
karşılık; etik, bu olguya yönelen felsefe disiplininin adıdır.
Bir felsefe disiplini olarak etiğin görevi, herhangi bir türde
“moral” (ahlak) geliştirmek ve buna uyulmasını öğütlemek
değil; ahlaki bağıntıların niteliği üzerine genel bir görüş
elde etmektir. Bu anlamda iyi ve kötü hakkındaki inancımızın
epistemolojik olarak temellendirilme çabası etiğin en önemli
sorunudur (Takış, 1998: 5).
İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle hızlanan ve toplum
yapılarında önemli değişimleri beraberinde getiren
küreselleşme, çoğu alanda ciddi etik sorunların ortaya
çıkması
36
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
na yol açmıştır. Bu nedenle iş hayatında, eğitimde,
politikada, medyada ve sağlıkta etik konusu daha çok
tartışılır olmuştur. Siyasal kirlenme, vergi kaçırma, rüşvet,
iş yavaşlatma ve yanlı davranma bu etik sorunlara örnek
olarak gösterilebilir. Okul yönetimine de yansıyan bu
sorunlar, başta okul yöneticisi ve öğretmenin, dolayısıyla
öğrenci ve toplumun bir etik baş dönmesi yaşamasına yol
açmaktadır (Çelik, 2000: 89).
Etik, insanın doğasında var olan bir dürtüdür ve insan doğası
gereği devamlı etik davranış görmek ister. Bu etik dürtüsü,
uygulamada kişilerin kendisinin yapması gerekenleri savunur.
Kendimiz için doğru gördüğümüz şeyin başkaları için de doğru
olması gerekir. Yine bu dürtü, insanın kendisinde başlamakla
birlikte, başka herkes için de geçerli olmalıdır (Handy,
1998: 117).
Etik, ahlaki standartlara yönelik bir çabadır ve bu çabanın
temel amacı, bir ahlaki standardın ne kadar doğru ne kadar
yanlış olduğunu belirlemektir. Örneğin sosyologlar, “Amerikan
halkı rüşvetin yanlış olduğuna inanıyor mu?” sorusunu
sorarken, etik üzerine çalışanlar “Rüşvet yanlış bir şey
midir?” sorusu üzerinde odaklanırlar. Buradan da anlaşılacağı
üzere, sosyologlar ve antropologlar insanların inançlarını
karakterize etmek ve sınıflandırmak için çalışmalar yaparken,
etik üzerine çalışanlar mantıklı normatif teorilerin
geliştirilmesi ile ilgilenmektedirler (Velasquez, 2002: 13).
Etik kelimesinin kullanımına, insan yaşamının her alanında
rastlamak mümkündür. İnsan ömrünün büyük bir bölümünün geçtiği
çalışma hayatında da etiğin kapsamına giren çok sayıda olay
yaşanmaktadır. Bu olayların bazıları yöneticileri doğrudan
ilgilendirdiği gibi, bazıları ise çalışanların karşılaştıkları
olayların kendilerine ulaşması neticesinde dolaylı olarak
yöneticilerin karşısına çıkmaktadır. Çünkü çalışanlar,
çözemedikleri etik sorunlarla karşılaştıklarında kendilerine
yol gösterecek bir rehber ararlar. Bu rehber, genellikle üst
düzey bir yönetici ya da çalışanın en yakınındaki bir şef
olabilir (Murphy, 1989). Etik, neyin yapılması gerektiğini,
hangi davranışın iyi olduğunu, neyin hayata anlam
kazandırdığını gösterir. Ahlakın özünü, kökenini ve
gelişmesini, ahlak standartlarını, bu standartların tarihsel
karakteristiklerini belirleyen kanunları ele alır (Rosenthal
ve Yüdin, 1997: 145). Etiğin amacı, ahlakı ve onun vazgeçilmez
kavramları olan iyilik, kötülük, erdem, mutluluk, ahlaki
kişilik, onurlu yaşamak gibi kavramları temellendirmek,
açıklamak, yorumlamak ve belli bir ahlak teorisi kurmaktır (Kıllıoğlu,
1990: 10).
Etik Liderlik
Etik değerlerin liderlikteki önemi sadece günümüzde ön plana
çıkmış bir durum değildir. İnsanlık tarihinin birçok
döneminde etiğin önemi ifade edilmiştir. 1069 ve 1070
yıllarında yazdığı Kutadgu Bilig adlı eserinde Yusuf Has Hacib,
doğru sözlü, dürüst, seçkin ve iyi tabiatlı, adil, haya ve
takva sahibi, cesaretli, sabır ve sükunetli, alçakgönüllü,
ılımlı, cömert olmak, fesat ve kötü alışkanlıklar sahibi
olmamak, doğru kuralları koymak ve zulmetmemek, hizmette
bulunanları ödüllendirmek gibi etik değerlerin bir liderde
bulunması gerektiğini dile getirmiştir (Aktan, 1999: 99).
Harvey (2004), etik liderliğin tanımında yol gösterici
nitelikteki on temel özelliği sıralamaktadır. Etik liderlerin
sahip olması gereken bu özellikler şunlardır:
•
Değerleri ve etik bilinci oluşturmak:
Etik liderler ortak değerleri, iş yapma ilkelerini ve etik
standartları düzenli biçimde dile getirir ve bunların
anlaşılmasını, desteklenmesini ve benimsenmesini sağlarlar.
•
İnsanlara sorumluluk vermek:
Etik liderler, kendilerini ve diğer insanları etik değerlere
uygun davranma konusunda sorumlu tutarlar.
•
Başkalarina örnek olmak:
Etik liderlerin “özü ile sözü bir olduğu” için başkaların
37
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
dan da dürüst davranmalarını beklemeye hakları vardır.
•
Değerler çerçevesinde karar vermek:
Bu liderler karar alma aşamasında diğerlerini ve rehber
ilkelerini gözetirler. Yaptıkları her işte etik değerlerini
ortaya koyarlar.
•
Politika ve uygulamalarin uyum içinde olmasına özen
göstermek:
Bu liderlerin kuralları ve standartları, değerlerini ve etik
kurallarını destekler niteliktedir. Bir etik ikilemle karşı
karşıya kaldıklarında sorunu kısa sürede ve korkusuzca
çözerler.
•
Değerler ve etik konusunda eğitim vermek:
Etik liderler, insanların doğru davranışları iyi davranışlara
dönüştürmek açısından gerekli güveni ve becerileri
kazanmalarına yardımcı olmak amacıyla zaman ve kaynak
ayırırlar.
•
Algilara dikkat etmek:
Etik liderler, meslektaşlarının, çalışanların, müşterilerinin
ve etki alanları içindeki diğer herkesin duygularına,
görüşlerine ve tepkilerine dikkat ederler.
•
İstikrarli ve hizlanan bir değişime odaklanmak:
Etik liderler, pek çok alanda çok sayıda küçük iyileştirmeler
gerçekleştirir. Etik kurallara ve değerlere uyum sağlama,
bir birikimin sonucudur.
•
Etik değerlere sahip insanlari işe almak ve yükseltmek:
Etik liderler şirkete insan alırken ve onların
yükseltilmeleri konusunda karar verirken kriter olarak
misyonlarını, vizyonlarını ve değerlerini kullanırlar.
•
İnisiyatif almayi desteklemek:
Etik liderler, yakınmak, birilerini suçlamak ya da
başkalarını beklemek yerine öne çıkıp etik konusunda yol
gösterici olarak kendisini izleyenleri motive eder.
Brown ve Trevino (2006), sosyal öğrenme teorisine dayalı
olarak etik liderlik, izleyen davranışları ve örgütsel
koşullara ilişkin on altı önerme geliştirmişlerdir. Bunlara
kısaca değinecek olursak:
•
Etik rol model olma, etik liderlikle pozitif yönde
ilişkilidir.
•
Etik davranışı destekleyecek bir ortam, etik liderlikle
pozitif yönde ilişkilidir.
•
Moral güç, etik ortam ve etik liderlik arasındaki ilişkiyi
güçlendirir.
•
Anlaşılabilirlik, etik liderlikle pozitif yönde ilişkilidir.
•
Vicdanlılık, etik liderlikle pozitif yönde ilişkilidir.
•
Sinirlilik, korku ve kuruntu etik liderlikle negatif yönde
ilişkilidir.
•
Gücü başkalarının yararına kullanma, güç ihtiyacı ve etik
liderlik arasındaki ilişkiyi gösterir.
•
Baskı ve manipülasyon, etik liderlikle negatif yönde
ilişkilidir.
•
Liderin moral muhakeme düzeyinin yüksek olması, etik
liderlikle pozitif yönde ilişkilidir.
•
Liderin verdiği kararlarda moral yargılamayı kullanması,
moral muhakeme ve etik liderlik arasındaki ilişkiyi yükseltir.
•
İç kontrol mekanizmasını kullanan liderler, dış kontrol
mekanizmasını kullanan liderlere göre daha güçlü etik liderlik
özellikleri gösterirler.
•
Öz değerlendirme, sosyal bağlam ve etik liderlik arasındaki
ilişkiyi uyumlulaştırır.
•
Etik liderlik, izleyenlerin etik karar vermesi ile pozitif
yönde ilişkilidir.
•
Etik liderlik, prososyal davranış ile pozitif yönde
ilişkilidir.
•
Etik liderlik, izleyenlerin anti-sosyal davranışlarıyla
negatif yönde ilişkilidir.
•
Etik liderlik, izleyenlerin iş doyumu, motivasyonu ve
örgütsel bağlılığı ile pozitif yönde ilişkilidir.
Etik liderler, başarıyı amaçlarken, adalet, dürüstlük ve etik
standartlar içerisinde iş yapmayı araştırırlar. Etik liderler,
yasal ve etik davranışlarla meşgul olurlarken, aynı zamanda
kâr elde etmeyi içeren iş amaçlarına da sahiptirler. Sadece
yasalarda yazılı olanları değil, aynı zamanda yasaların ruhunu
da takip ederler. Etik liderler genellikle yasaların
38
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
gerektirdiğinin üzerinde daha iyi çalışmaları gerektiğini
kabul ederler. Bu yönetim tarzına rehberlik eden temel ilke:
“Bu karar, eylem veya davranış bizim için ve bundan etkilenen
tüm taraflar için doğru mudur?” şeklinde olmaktadır. Weiss
(1998), organizasyonlardaki etik liderlik tarzlarını Şekil
1’de belirtmiştir (Özdemir, 2003):
Weiss’e (1998) göre manipülatör liderlik tarzı, liderliğe etik
dışı olarak bakan Makyavelist etiği temel alır. Makyavelist
etik, nihai sonucun amaca ulaşmak için yapılanları haklı
göstermesi demektir. Güç, manipülatörün güdülerini yönlendiren
kuvvettir ve egoistliği, aynı zamanda ekonomik düşünceyi esas
alır. Bu anlayışta ilişkiler çıkar ve niteliklere göre
oluşturulur ve kısa döneme odaklanır. Bürokratik yöneticinin
etik liderlik tarzı kural bazlıdır. Böyle bir yönetici, ideal
bir organizasyonel bürokrasi içinde somutlaştırılan rasyonel
ilkelere göre hareket eder. Bunlar; organizasyonun işlevlerini
ve amacını açıklayan sabit kurallar, komuta-kontrol
zincirinin yapısını gösteren hiyerarşi, oluşturulan iş
tanımları, kuralları uygulayan ve iletişimi sağlayan
profesyonel yöneticiler vb.dir. Bu tarzın arkasındaki
yönlendirici güç, etkilikten çok verimliliktir. Bu tarz
rasyonel kriterler, hedeflere göre karar verilmesi bakımından
iyi olmasına rağmen, burada “etik problemin atlanması suçu”
bulunmaktadır. Yani, bir lider bütün kuralları tam olarak
takip edebilir, ancak kasıtlı olmasa da birileri bundan zarar
görebilir. Profesyonel yönetici etkililiği, “işleri doğru
yapmayı” amaçlar. Sosyal anlaşma etiğini temel alan bu
liderlik tarzı, etik dışı tekniklerle işin yapılmasına karşı
tavır alınmasını gerektirir. Bu liderlik tarzındaki temel
sorun ise kolektif şirket kültürünün ve etik dışı veya etiğe
aykırı düşünebilen veya hareket edebilen egemen bir grubun
bulunabilirliğinin olmasıdır (Özdemir, 2003).
Etik ve etik liderlik iç içe geçmiş kavramlardır. Etik bir
çevre etkili liderliğe yardım eder ve etkili liderlik ise etik
davranmaya katkıda bulunur. Her ikisi de birbirinin
sonucudur. Bu nedenle lider, örgüt içinde, insanların
davranışlarını yöneten etik ilkeleri ya da normları
oluşturmaktan sorumludur. İşte bu sorumluluk örgüt
yöneticisinin etik liderlik rolünü yansıtmaktadır. Etkili bir
liderlik ve uzun dönemli örgütsel başarı için bu rol kritik
bir öneme sahiptir (Hitt, 1990: 1).
Etik lider, karar alırken aldığı kararın sonuçlarını düşünen
kişidir. Kararların sonuçlarında etik bir takım sorunsal
durumlar varsa, bu kararı almayan ve işi, doğru değil,
doğru işi yapan kişidir (Bennis, 1995: 138). Morgan’a
göre teorisyenler etik liderliği tanımlarken, etik değer
sayılacak çeşitli davranışlardan ve karakteristik
özelliklerden yola çıkmışlardır. Bu davranışlar ve
karakteristik özellikleri, onları ortaya atan teorisyenlerle
birlikte Tablo 2’de verilmiştir (Akt: Yılmaz, 2006: 28- 29).
Dürüstlük etik liderliğin önemli bir bileşenidir. Dürüstlüğün
üç temel yapıtaşı vardır. Bunlar; öz bilgisi, samimiyet ve
olgunluktur. Lider, özbilgisi ile kendini iyi tanımalıdır.
Kendini tanımadıkça, kuvvet ve zaaflarının farkına varmadıkça,
neyi niçin istediğini bilmedikçe kendisine karşı dürüst
olması çok
Manipülatör Liderlik TarzıBürokratik YöneticiProfesyonel
YöneticiDönüştürücü Liderlik TarzıDaha Az EtikDaha Çok Etik
Şekil 1:
Etik Liderlik Tarzları
39
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
zordur. Samimiyet, liderin düşünce ve eylemlerinde tutarlı
olması, ilkelerine bağlılığı ve içtenliğidir. Diğer bir unsur
olan olgunluk ise, liderin başkalarıyla çalışması, onlardan
öğrenmesi ve doğru-dürüst bir kişiliğe sahip olması demektir (Bennis,
1995: 64).
Günümüzde yönetimde meydana gelen krizler, gerçekte liderlerin
liderlik anlayışlarından veya liderlik tarzlarından
kaynaklanmaktadır. İşletmelerde etik liderlik kavramı yeni
bir kavram değildir. İnsanlar yaşamlarının büyük bir
çoğunluğunu çalışmakla geçirirler. Çalışma hayatında ise çok
çeşitli etik boyutlar bulunmaktadır. Bu nedenle liderin
verdiği kararların hemen her durumda etik bir boyutu vardır (Ryan,
2000: 109- 112).
Organizasyonda etik değerlerin oluşturulması ve bu değerlerin
yerleştirilmesi, kökleştirilmesi konusunda liderlerin
oynadıkları rollere ilişkin çok az şüphe bulunmakla birlikte,
burada önemli soru, bu değerlerin, kimin değerleri
değil, hangi değerler olduğudur. Liderlerin
değerlerinin her zaman en iyiyi ve doğruyu temsil ettiği
söylenemez. Burada sorun bir liderin değerlerinin ne kadar
fazla olduğu değil, liderin gerçekte hangi değerleri ortaya
koyduğudur. Liderin değerlerini anlamanın yolu ise onun
vizyonunu bilmekten geçer. Liderin vizyonu, nereye gidilmek
istendiğini, varılmak istenen noktanın neden iyi ve buraya
ulaşmak için doğru yolun ne olduğunu göstermelidir (Hoffman,
Frederick ve Schwartz, 2001: 613- 617).
3.5. Hizmete Yönelik Liderlik
Hizmetkâr liderlik teorisi, lideri bir hizmetkar olarak
görmekle başlar. Hizmetkar, diğerlerinin ve kurumun
ihtiyaçlarına odaklanarak kendini bir lidere dönüştürür. Bu
tür lider, farklılık yaratabilmek için diğerlerine hizmet
etmek amacıyla bir şirkete, kulübe, sosyal harekete çıkar elde
etme amacı gütmeden katılan ve öncülük eden kişidir.
Diğerlerinin ve kurumun birincil ihtiyaçlarına odaklanarak
kendini bir lidere dönüştürür. Bir hizmetkar lider ile bir
kurumu yönetmek isteyen kişi arasındaki en büyük fark,
hizmetkar liderin diğerlerinin ihtiyaçlarini sürekli olarak
kendininkilerden önce düşünmesidir (Akiş, 2004: 39-40).
Caldwell ve diğerleri (2002), Tablo 3’te dört lider biçimini
ve bu liderlerin dünyayı yorumlamada kullandıkları inançları
özetlemektedir.
Yarının mücadeleleri, liderlerin birer hizmetkar lider
olmasını gerektirmektedir. Hizmete hazır bir lider, insanlara
felaket yerine umut getirmeli, yaşamlarında yön ve amaç
Tablo 2. Etik Liderlik için Ana Davranış Karakterleri ve
Bunları İfade Eden Teorisyenler
|
Etik Liderliğin Özünü Oluşturan Temel Davranış ve Karakter
Özellikleri |
Etik Liderliğin Özünü Oluşturan Temel Davranış ve Karakter
Özelliklerini İfade Eden Teorisyenler |
|
İyiliği yaymaya çalışmak |
Plato |
|
Başkalarının kişisel özelliklerine saygı göstermek |
Gardner, Greenleaf, Plato |
|
Dürüstlük |
Bridge, Cuilla, Nair, Noer, Ryan ve Oestricht, Schurtz,
Senge |
|
Güvenirlilik, inanırlılık, samimilik |
Kauzes ve Posner, Mair, Terry |
|
Kişilerarası ilişkilerde beceri |
Argyris, Senge |
|
Demokratik karar alma ve katılımı destekleme |
Habermas, Plato, Ricoeur |
|
Anlayışlı, kibar olma |
Kauzes ve Posner, Plato, Ricoeur |
40 İhsan
Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
bulmak isteyenlere örnek olmalı, onlara bu hususta yardımcı
olmalıdır. Hizmetkar liderler, yönettikleri kimseleri
dinlemeye özen gösterir, bu yolla çok şey öğrenirler. Her
zaman kolaylıkla bulunabilir ve ulaşılabilir olmaya
çalışırlar. Kapıları daima çalışanlarına açıktır. Böyle
liderler, daha çok vericidir. Bir makam ya da ünvana asılıp
kalmazlar. Yerlerine geçecek kişiler yetişinceye kadar iş
başındadırlar, o kişiler geldiğinde ise, bir dakika bile iş
başında kalmazlar (Polard, 1997: 310-314).
3.6. Otantik Liderlik
Otantik kavramı liderlik açısından ele alındığında; “güven,
itimat ve inanç”, lider açısından ise “güvenilir olma” ve
etiğe uygun davranma şeklinde düşünülmelidir. Güven,
liderliğin en temel unsuru, erdemin en belirgin göstergesidir
(Cunningham ve Cordeiro,
Tablo 3: Lider Çeşitleri ve Gerçeklik Yorumları
|
Objektif Tarafsız Lider |
Tarafsız Realist Lider |
Sübjektif Kontrolcü Lider |
Hizmete Yönelik Lider |
|
Kendi |
Ben gerçekliği, doğru bir dünyada ve bu dünyaya
objektifliği ve doğruluğu getirmek amacıyla tarafsız
olarak tanımlarım. |
Ben, yeteneğimin bana verdiği en doğru gerçekliği
tanımlarım. |
Ben gerçekliği, karmaşık bir dünyada tanımlarım ve düzeni
sürdüren ve diğerlerine rehberlik etmeye yardım eden bir
çerçeve sunarım. |
Ben, yaşam oyunundaki birçok katılımcıdan biriyim. Bu
katılımcıların hepsinin ihtiyaçları ve rolleri vardır.
Ben hizmet etmek ve güçlendirmek için buradayım. |
|
Diğerleri |
Diğerleri, yaşam oyununda temel role sahiptir. Objektif
gerçek onlara hizmet eder. |
Diğerleri önemli bir rol oynar. Onlardan her biri adil
muameleden yararlanır. |
Diğerleri, yaşamlarını yönlendirmem ve odaklanmayı
sağlamam için bana bağlıdır. |
Her insan, en iyi yaşamı sürdürmek için bireysel
ihtiyaçlarının peşine düşer. |
|
Geçmiş |
Geçmiş, kendi sonuçlarına sahipti fakat bugüne uygun
değil. |
Geçmiş, bugünün dünyasını nasıl algıladığımız konusunda
yararlıdır. |
Ben geçmişi, şimdinin dünyasında en iyi olanı tanımlamama
yardım etmesi için kullanırım. |
Geçmiş karmaşıktır ve bütün ihtiyaçlarımıza anlam verir. |
|
Mevcut Gerçeklik |
Bugünün oyunu, şimdinin meselesidir. |
Yapabildiğimiz en iyi şekilde bugünü paylaşırız. |
Ben dünyayı yorumlarım ve bugünkü gerçekliği tanımlarım. |
Bugün, yaşam selinin bir bölümüdür. Her gün gibi, o da
önemlidir. |
|
Gelecek |
Açık kurallara göre gerçekliği tamamlamayı sürdüreceğim. |
Geçmişi paylaştığımız gibi geleceği de paylaşırız.
|
Ben, kendi algılarımı da katarak geleceği tanımlama
hakkına sahibim. |
Bizim amacımız, herkesin yararlanabileceği, olabilecek en
verimli geleceği kurmaktır. |
| |
|
|
|
|
|
41
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
2003: 190). Evans’a (2000) göre izlenen liderler, otantik
liderlerdir. Bu liderler, izledikleri yöntem ve tekniklerden
çok güvenilirlikleri ve ustalıklarıyla diğerlerinden
ayrılırlar. Burada güvenilirlik; kişisel inançlar, örgütsel
amaçlar ve iş davranışları arasındaki uyumu ifade etmektedir.
Liderliğin güven temeline dayanması ise açıklık ve şeffaflığı
artırır. Güvenilirlik yanında aynı zamanda ustalık da burada
önemli bir unsurdur. Ustalık, uygulamaya dönük yetenek,
bilgi, yaşam deneyimi, zeka, takım ruhu, sezgi ve cesaret ile
tanımlanabilen bir özelliktir.
Otantik liderliğin temel nitelikleri kendi kendini bilme ve
içten olmadır. Otantik liderler, etik ikilemleri, iç ve dış
müşterilerin ihtiyaçlarını dikkate alarak, olaylara farklı
açılardan yaklaşarak değerlendirmek için ahlaki bir
kapasiteye sahiptir. Bu kapasite liderin değerleri ve
inançlarıyla doğrudan ilişkilidir. Otantik lider, etik karar
verebilme yeteneğine sahiptir ve bu yeteneğini sürekli
geliştirir (May ve diğerleri, 2003).
Bass ve Steidlmeier (1999: 186)’a göre otantik liderlik, etik
liderliğin güven boyutunu oluşturmaktadır. Bu tür liderlerin,
izleyenleri etkileme amacıyla kullandığı araçlar etiğe
uygundur. Etiğe uygun davranışlar da izleyenlerin lidere güven
duymasını sağlamaktadır. Böylelikle, örgüt içerisinde
yöneticiye duyulan güven, yöneticinin aldığı kararları
uygulamasında kendini göstermektedir.
3.7. İlke Merkezli Liderlik
Covey’in de belirttiği gibi (Covey, 1990), liderlik belirli
ilkelere dayanmaktadır. İlke merkezli liderlik, ceza
almayacağımızı bilmemize rağmen kuralları ihlal
edemeyeceğimiz esasına dayalıdır. Dolayısıyla yaşamlarımız da
değişmeyen ilkelere dayanmalıdır. Bu doğrultuda insanlara
dört ilke önerilebilir. Bu ilkeler; 1. Güvenlik, 2. Akıl, 3.
Bilgelik ve 4. Güçtür. Bunlar birbirlerinden bağımsızdır,
bunun yanında her biri güçlü bir kişilik, dengeli bir karakter
ve etkili bir birey oluşturmaktadır. İnsanlar, ilke merkezli
liderleri, başarmak istedikleri şeyin, onların elinde olduğuna
inandıkları için izlerler. Bu liderlik biçiminde paylaşılmış
etik ve ahlaki değerlerle donatılmış karşılıklı güven, saygı
ve sadakat mevcuttur. Güvenlik bizim hayatımızdaki anlamıyla
kimliğimiz, özsaygımız ve değer hissimizdir. Akıl,
yaşamımızdaki doğrultumuz, eylemlerimizi ve kararlarımızı
yöneten standartlar ve prensipler anlamına gelir. Bilgelik
ise yaşamı algılayış biçimimiz, fikir, anlayış ve
kavrayışlarımızla ilgilidir. Güç, bazı şeylerin üstesinden
gelmek, başarmak için eylem ve cesaret kapasitesidir. Güç,
yaşamımızda doğru prensiplere odaklanarak hizmete yönelik bir
duyguya sahip olacağımızı belirtmektedir (Starratt, 2003:
196).
Kurumlarda yöneticilerin konumu ve etkisi göz ardı edilemez.
Yöneticilerin bu konumu, örgütlerde güvene dayalı bir ortam
oluşturma sürecinde de geçerlidir ve örgütsel güven düzeyinin
belirleyicilerinin baskın bir öğesidir. Bu konu ile ilgili
araştırmalar, liderlik ile örgütsel güven arasında mutlak bir
ilişkinin olduğunu ve etkili bir liderliğin, örgütsel güven
düzeyini artırdığını gözler önüne sermiştir (Pillai ve
diğerleri, 1999).
Lider, davranışlarıyla etiği kurum kültürünün bir parçası
haline getirebilmeli ve bu değerleri davranışlarına yansıtarak
arkasından gelenlere örnek olabilmelidir. Aksi takdirde etik
olmayan bir örgüt kültürü, örgütsel amaçlara ters düşecek etik
dışı davranışlara zemin hazırlayarak örgüt içinde çatışma ve
krize neden olacaktır. Etik olmayan bir örgütte çalışanların
bir tür güven yoksunluğu yaşamaları ise kaçınılmazdır (Buckley
ve diğerleri, 2001).
3.8. Öğretimsel Liderlik
“Öğretim liderliği” kavramı, 1970’li yılların sonundan
itibaren batılı ülkelerde başarılı ya da etkili okullar
üzerinde yapılan araştırmalarla birlikte gündeme gelmiştir. Bu
araştırmalarda liderlik, okul iklimi, öğretmen, öğrenci,
program, öğretim teknikleri, finansman, aile ve toplum
katılımı gibi ko
42
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
nular üzerinde en çok durulan boyutlar olarak belirlenmiştir.
Öğretim liderliğine ilişkin ilk araştırmaların sonuçları 1980
ve 1990’lı yıllarda yapılmış olan araştırmalarca
desteklenmiştir. Bu çalışmalarda, başarılı okulların
özellikleri arasında açık bir okul misyonu geliştiren,
dikkatleri öğrenme üzerine toplayan ve öğrenmeyi
kolaylaştırıcı bir okul iklimi yaratmayı başaran öğretim
liderlerinin önemli bir yer tuttuğu belirlenmiştir (Şişman,
2002: 57).
Hallinger&Murphy (1986)’nin yaptığı araştırmalara göre eğitim
yönetiminde özellikle eğitim liderliği ile ilgili bir boyut
olarak görülebilecek öğretim liderliği, 1980’li
yıllardan itibaren giderek önem kazanan bir kavramdır. Eğitim
ve okulla ilgili tartışma ve araştırmalar incelendiğinde, okul
liderliğiyle ilgili olarak geliştirilen çoğu görüşün, okul
yöneticilerinin okuldaki öğretimle ilgili konulara verdikleri
önem üzerinde yoğunlaşmış olduğu görülür (Şişman, 2002: 25).
Özdemir ve Sezgin (2002)’e göre öğretim liderliği, okul
yöneticisinin asıl yerinin makam odası değil, sınıf ve
koridorlar olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, okul
yönetiminde yeni bir anlayışı ortaya çıkarmaktadır: Okul
yöneticisinin asil işi, öğretim sürecine liderlik etmektir.
McEvan (1994), öğretim liderliğini tanımlamak ve öğretim
liderliği davranışlarını belirlemek amacıyla yurt dışında,
özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok araştırma
yapıldığını belirtmiştir. Bu çalışmalardan birisinde, öğretim
lideri olarak seçilen bazı okul müdürlerinin liderliği nasıl
tanımladıkları belirlenmiştir. Öğretim liderliğinin kendine
özgü yönlerini ortaya koyan bu tanımların birkaçı şunlardır (Gümüşeli,
1996):
•
“Öğretim liderliği, eğitim işini başarmak için müdür,
öğretmenler, öğrenciler, aileler ve okulların birlikte
çalışabilecekleri bir örgüt iklimi yaratılmasıdır”.
•
“Öğretim lideri amaç hissi olan, eğitim süreçleri ve öğrenme
kuramları konusunda derinlemesine bilgi sahibi, risk
üstlenen, insanlık becerileri yeterli, sınırsız enerjiye
sahip olan kişidir”.
•
“Öğretim lideri daha fazla öğretme hırsına ve okul vizyonuna
sahip kişidir. Öğretim lideri olan bir okul müdürü, okul için
önemli olan üç sorunun cevabını iyi düşünüp verebilendir. Bu
üç soru şunlardır: Çocuk nasıl öğrenir?, Çocuğa nasıl
öğretmemiz gerekir? ve Konuyu nasıl sunmalıyız?”.
•
“Öğretim lideri, sürekli olarak tüm öğrencilerin
öğrenebileceği bir okul ve öğretimi nasıl organize edeceğini
düşünen kişidir”.
Öğretim liderliği; eğitim programı, akademik başarı ve
öğretim süreci ile ilgili etkinlikleri merkeze alan, okullara
özgü bir liderlik yaklaşımıdır ve okulun misyonunu tanımlama,
eğitim programını ve öğretimi yönetme, olumlu öğrenme iklimi
geliştirme gibi üç temel boyuttan meydana gelmektedir (Hallinger
ve Murphy, 1986). Öğretim lideri, eğitim örgütlerinde
kendisine bağlı personeli, öğretmenleri ve öğrencileri
gelişmeye teşvik etmeli, gruplarda motivasyon sağlamalı,
etkili iletişim ağı kurmalı, kısaca demokratik bir ortam
yaratmalıdır. Duignon ve Macpherson’un da belirttiği gibi
öğretim liderliği; öğrenme, öğretme ve yönlendirme alanlarında
performansı artırıcı bütüncül, pragmatik, değer yönelimli ve
kültürel etkinlikleri içerecek şekilde olmalıdır (Aytaç,
2001: 54).
Findley ve Findley’e (1992) göre, öğretimsel liderliği
diğerlerinden ayıran en önemli özellik, öğretme ve öğrenme
süreçleri üzerinde yoğunlaşmış olmasıdır. Öğretimsel
liderlik, diğer liderlik alanlarına göre öğrenciler,
öğretmenler, öğretim programı ve öğretme-öğrenme süreçleri ile
doğrudan ilgilenmeyi gerektiren bir liderlik alanıdır. Bir
okulu şekillendiren ve tanımlayan üç boyut, öğrenciler,
öğretmenler ve toplumdur. Okulun etkili bir şekilde hizmet
vermesi, bu üç boyutun etkileşim içinde çalışmasına bağ
43
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
lıdır. Öğretimsel lider rolündeki okul yöneticilerinin temel
görevi, öğretimin niteliğini yükseltmek için bu güçleri okulun
amaçları doğrultusunda ustalıkla koordine edebilmektir
(Aksoy, 2006: 12).
Chell (1995), öğretim liderinin beş genel özelliği olduğunu
belirtmekte ve bu genel özellikleri şöyle sıralamaktadır (Özdemir
ve Sezgin, 2002): Öğretim lideri;
•
Bir vizyona sahiptir. Hedeflerin herkes tarafından
anlaşılmasına çalışır, hedeflerin başarılması için uğraşır,
müfredatı, öğretimi ve değerlendirmeyi kontrol eder.
•
Vizyonu davranışa dönüştürür. Takım halinde çalışır, okulun
tamamına yayılmış hedefleri ve beklentileri vurgular.
•
Destekleyici bir ortam oluşturur. Akademik becerilerin temel
alındığı, düzenli ve amaca uygun bir okul iklimi geliştirir.
•
Okulda işlerin nasıl yürüdüğünü bilir. Öğretmenlerin ve
öğrencilerin neyi, derecede iyi yaptıklarını görür.
•
Bilgiyi harekete geçirir. Gerektiğinde farklı öğretmen
kişilikleri, stilleri ve öğretim stratejileri sunarak,
eğitim-öğretim etkinliklerine katkıda bulunur.
Smith ve Andrews (1989) ise öğretim liderinin özelliklerini
şöyle sıralamaktadır (Akt: Güçlü ve Özden, 2000). Öğretim
lideri;
•
Uygun eğitim stratejilerini değerlendirme ve pekiştirme
yeteneğine sahiptir:
Öğrenme ve öğretme yöntemleri hakkındaki en son araştırma
bulgularını bilir ve personeliyle birlikte bunları uygulamaya
çalışır, farklı yaş gruplarındaki öğrenciler için etkili
öğrenim stratejileri hakkında bilgi sahibidir ve etkili eğitim
stratejilerini uygularken bütün bilgi ve becerilerini
kullanır.
•
Eğitimi geliştirmek için, etkili eğitim stratejilerini
kullanma konusunda personeline yol gösterir ve onlari
denetler:
Öğretmenlerin performansını belgelere döker, hayata geçirilen
projelerin sonunda personel ile değerlendirme toplantıları
yapar ve yaptığı gözlem ile denetimlerin sonuçlarını
personeliyle sürekli paylaşır.
•
Eğitim programini değerlendirme aşamasında, öğrencilerin
eğitimle direkt ilişkili performanslarina bakar:
Öğrencilerin başarısını bölgenin standartlarına ve bilimsel
kriterlere göre yorumlar, ortaya çıkan iyi performansı
güçlendirecek ve zaaflara çare bulacak şekilde olaylara
müdahale süreçleri geliştirir, ihtiyaç duyulduğunda dışarıdan
değerlendirme ve danışmanlık araçlarını kullanır.
•
Öğretim lideri, personel değerlendirme (ölçme) politikalarini
başarili bir şekilde uygular:
Personel ile hedeflere ne oranda ulaşıldığı ve bu başarı
oranlarının nasıl ölçüleceği konusunda yıllık değerlendirme
toplantıları planlar ve personel değerlendirmesi için
tasarladığı bu toplantıları yapar.
•
Eğitim programinin eksiklerini tamamlamak için, öğrencilerin
öğrenme hedeflerine ne oranda ulaştiklarina bakar:
Okulun, hedeflerine ulaşma konusunda daha da ustalaşması için
personel ve toplumla iletişim kurar, öğrencileri, öğrenme
hedeflerine ulaştırmada ustalaşmaları için öğretmenleri
destekler ve onlara yardım eder.
Smith ve Andrews (1989)’in belirttiği gibi, bir öğretim
liderinin en önemli görevi, çocuklar için bir öğrenme
çevresinin oluşturulmasıdır. Öğretim çevresini oluşturma ve
yapılandırma rolü, öğretim liderliğinin temelini
oluşturmaktadır. Okulda öğretim lideri olarak müdürün;
•
Okulun akademik amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için
gerekli kaynakları sağlaması,
•
Öğretmenlerle etkileşiminde, öğretim uygulamalarının
geliştirilip yönlendirilmesi için öğretim ve program konuları
hakkında bilgi ve beceriye sahip olması,
44
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
•
Bireylerle, küçük ya da büyük gruplarla iletişimde etkili
olması,
•
Okul içinde ve dışında, okulun bütün olarak fiziksel ve
felsefi açıdan ne olduğunu personel, öğrenci ve velilerin
gözünde görülebilir bir hayal (resim) olarak yaratabilmek
için vizyoner bakış açısına sahip olması gerekmektedir
(Aytaç, 2000: 84-85).
Hallinger ve Murphy ise öğretim liderinin görev ve
fonksiyonlarını aşağıdaki boyutlarda toplamaktadır (Gümüşeli,
1996):
•
Okul misyonunun tanımlanması
•
Okul amaçlarının belirlenmesi
•
Okul amaçlarının benimsenmesi
•
Öğretim programlarının yönetimi
•
Öğretimin denetimi ve değerlendirilmesi
•
Programlar arasında eşgüdümün sağlanması
•
Öğrenci gelişimine öncülük etme
•
Olumlu öğrenme ikliminin geliştirilmesi
•
Öğr etim zamanının yerinde kullanılması
•
Öğretmenlerin mesleki yönden geliştirilmesi
•
Görselliğe önem verilmesi
•
Öğretmenlere özendiriciler sağlanması
•
Akademik standartların geliştirilmesi ve güçlendirilmesi
•
Öğrenme için teşvikler sağlanması.
Eğitimde yeniden yapılanma çalışmalarında, üzerinde önemle
durulan konulardan biri, okul yöneticisinin öğretim liderliği
rolüdür. Bir okulun başarısını etkileyen bazı örgütsel yapı,
norm ve etkinlikler vardır. Araştırmalara göre, bir okuldaki
öğrencilerin başarısında hem bireysel yetenekler hem de
örgütsel özellikler etkilidir. Okul yöneticisinin öğretimsel
liderliği, okulun başarısında, bireysel bir yetenek ve
örgütsel bir özellik olarak önemlidir. Öğretim liderliği,
okulun hedeflerini etkili bir şekilde gerçekleştirmesine
yardımcı olabilir. Okullarda, öğretim liderliği vurgulanarak,
öğretim liderliği rollerine gerekli önem verilerek,
eğitim-öğretimin kalitesi artırılabilir. O halde yapılması
gereken, okulların mevcut durumlarından, istenilen ideal
duruma nasıl getirilebileceğine karar vermektir. Bu süreçte,
okul yöneticilerinin üstlenecekleri öğretimsel liderlik
rolleri, başarının sağlanmasına yardımcı olabilir. Bu
nedenle ilk olarak yapılması gereken, öğretim liderliği
kavramının açık bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktır. Daha
sonra ise bu liderlik rolünü başarıyla yerine getirebilmek
için gerekli olan liderlik niteliklerinin ve davranışlarının
neler olduğu kararlaştırılmalıdır (Özdemir ve Sezgin, 2002).
Heck ve diğerleri (1990)’nin araştırmalarında, okul
müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarını ölçmek için
geliştirilen modelde, okul yöneticilerinin okuldaki öğretimi
doğrudan etkilemesiyle ilişkili görülen üç boyut ve her
birinin alt boyutları şöyle belirlenmiştir (Şişman, 2002:
66-67):
1. Okul yönetimi boyutu,
•
kadronun öğretimle ilgili kararlara katılması,
•
ailelerin okul programının hazırlanmasına doğrudan katılması,
•
okul kadrosunun aşırı baskılardan uzak olması,
•
öğretmenlere özerklik tanınması gibi işlevleri içermektedir.
2. Okul iklimi boyutu,
•
öğretimle ilgili amaçların belirlenmesi,
•
başarı konusunda yüksek beklentilerin paylaşılması,
•
öğretimle ilgili konuların tartışılmasını özendirme,
•
öğrencilerin akademik başarılarının tanınması,
•
öğrenci başarısı hakkında okulun bilgilendirilmesi,
•
kadronun moralinin yüksek tutulması,
•
düzenli ve güvene dayalı bir okul çevresinin oluşturulması
işlevlerini içermektedir.
45
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
3. Öğretimin örgütlenmesi boyutu ise,
•
farklı sınıfları okutan öğretmenlerin programları arasında
eşgüdüm sağlama,
•
okul amaçlarının geliştirilmesi,
•
okul öğretiminin formal/informal görüşme ve toplantılarda
tartışılması,
•
öğretmenlerin kullandığı öğretim yöntemlerinin gözlenmesi,
•
öğrenci gelişiminin düzenli olarak izlenmesi,
•
program geliştirmede test sonuçlarından yararlanma,
•
programla ilgili gerekli kaynakları sağlama,
•
düzenli sınıf ziyaretleri gerçekleştirme,
•
sınıf ziyaretleri sonrasında öğretimin etkililiğini artırmak
için öğretmenlere destek sağlama,
•
öğretim kadrosunun hizmet içi eğitim ihtiyacını belirleme,
•
okul programını değerlendirme işlevlerini kapsamaktadır.
Öğretimsel lider, uzmanlığa dayanarak eğitim ve öğretim
işlevlerini yerine getiren, yönetim süreçlerini etkili bir
şekilde işleten, etkili bir iletişimci ve sembol olan, örgüt
kültürünü oluşturan liderdir. Öğretimsel liderin tutarlı bir
eğitim felsefesi olmalı, vizyonu uygulamalı, kendi kendine
yöneten takım modelini kullanmalı, gerektiğinde sürece
müdahale etmeli, düzenli ve disiplinli bir öğretim ortamı
oluşturmalıdır. Öğretimsel liderlik; özveri, değişime açık
olma, sürekli gelişme ve geliştirme gerektirir. Aynı zamanda;
okulun amaçlarına ulaşabilmek için okul yöneticisi,
öğretmenler ve okulla ilgili kişi ve kuruluşların işbirliği
içinde çalışabilecekleri örgüt ikliminin yaratılması gerekir.
Öğretimsel liderliğin özünü yedi fonksiyon oluşturmaktadır.
Bunlar; koordinasyon, problem çözme, öğretmenlerin yönetimi ve
geliştirilmesi, değerlendirilmesi, öğretimsel yönetim ve
destek, kaynak yönetimi ve kalitenin kontrol edilmesidir (Jenkins,
1991: 87- 95).
4. Sonuç
Liderlik ile ilgili ilk araştırmalar 18. ve 19. yüzyıl askeri
ve siyasi liderlerinin özelliklerinin araştırılması ile
başlamıştır. Bu dönemde bulundukları dönemlere damgasını
vuran liderler incelenerek liderlik için gerekli özellikler
saptanmaya çalışılmıştır. Lincoln, Atatürk, Napoleon gibi
liderler, toplumda öne çıkışları ve tarihe etkileri bağlamında
araştırmalara konu olmuşlardır. Özellik kuramı ile ilgili ilk
çalışmalar Stogdill tarafından yapılmıştır. Özellik kuramında
başarılı ve başarısız lider özellikleri karşılaştırılmıştır.
Stogdill 1900–1950 yılları arasında yaptığı araştırmalar
sonucunda liderlerin izleyicilerden farklı 5 özelliğini
tespit etmiştir.
1.
Kapasite: zeka, dikkat ve yargılama gibi özellikler
2.
Başarı: bilgi, eğitim gibi özellikler
3.
Sorumluluk: kendine güven, üstün olma, girişim gibi
özellikler
4.
Katılma: sosyallik, işbirliği, uyum gibi özellikler
5.
Konum: sosyo-ekonomik durum ve popülerlik
Özellik kuramının liderlik konusunda eksik kalması bu konuda
farklı araştırmalara yönelinmesine neden olmuştur. Özellik
kuramının izleyenlerin ihtiyaçlarını hesaba katmaması ve
durumsal faktörlerin dikkate alınmaması bu kuram için önemli
sorunlardır. Ancak son yıllarda özellikle dönüşümcü ve
vizyoner liderlikle bu kuram tekrar gündeme gelmektedir.
Özellik kuramının lider özelliklerini saptamada yetersiz
kalması 1. ve 2. dünya savaşından sonra özellikle Amerika’da
yeni liderlik araştırmaları yapılması ihtiyacını doğurmuştur.
Bu araştırmalar sonucunda davranışçı kuramlar ortaya
atılmıştır, davranış kuramları liderin davranışlarını analiz
etmiştir. Bu kuram, lider davranışının görev yönelimli ve
ilişki yönelimli olmak üzere iki boyutu üzerinde durmuştur.
Davranışsal
46
İhsan Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
kuramla ilgili olarak en önemli araştırmalar Ohio state ve
Michigan üniversitesi araştırmalarıdır. Ohio state
araştırmaları ikinci dünya savaşından hemen sonra başlamıştır.
Savaş döneminin etkisiyle askeri ortamlardaki liderlik konusu
araştırılmıştır. LBDQ (Leader Behavior Desciption Questionnare)
anketi geliştirilerek uygulanmış ve bunun sonucunda, görev
yönelimli ve ilişki yönelimli lider davranışları tespit
edilmiştir. Görev yönelimli liderlik doğrudan örgütün amacına
yöneliktir. İlişki yönelimli lider ise izleyenlere saygı,
güven ve samimiyet ile ilgilidir. İlişki yönelimli lider iş
doyumuna önem verir (bkz. http://www.pau.edu.tr/pau20/asp_download.aspx?id=189).
Yeni liderlik yaklaşımlarında liderler, çevresindeki bireyleri
hitabet gücü, sahip oldukları bilgi ve vizyon ile etkileyip
sürükleyebilen bir yapıya sahiptir. Vizyon sahibi liderler,
insanları dinler, onları anlamak ve sorunlarını çözmek için
özel çaba sarf ederler. Ayrıca çağdaş liderler,
takipçilerinin yeteneklerini geliştirmelerine olanak
sağlayacak olumlu değişim ve sürekli öğrenme ortamları
oluştururlar. Çağdaş liderin sahip olduğu güçlü sosyal
değerler sayesinde çevresinde yarattığı “karizma” ve örnek
kişilik, onun diğer insanlar için etkin bir rol modeli
olmasına yol açmaktadır. Vizyoner lider geçmişte yaşadıklarını
bugün yaşadıkları ile değerlendirip gelecek hakkında bir
düşünce yaratabilen; yeni bir gözle geleceğe bakabilen
liderdir. Bu anlamda liderlik; çekici bir vizyon yaratmak, o
vizyon aracılığıyla insanları bir yerlere taşımak ve aynı
zamanda o vizyonu gerçekleştirmektir. Vizyon sahibi bir lider
örgüt için istenen gelecek ile ilgili vizyonu insanlarla
aktarır ve bu sayede vizyonu eyleme dönüştürecek olan kişilere
güç kazandırır. Vizyoner liderlikte önemli olan belirlenen
vizyonun izleyenlerce kabul edilmesidir. Vizyoner liderlikte
vizyonu belirlemek lidere aittir. Vizyoner lider, insanları
topluca etkileyecek, harekete geçirebilecek vizyonları
oluşturabilmeli ve bunları iletebilmelidir. Vizyonu olmayan
örgüt, günü yaşar ve kendini geliştiremez. Bunu sağlamak da
vizyoner liderin görevidir. Sonuç olarak, insan gelişimine
yatırım yapan kuruluşların, üstün işletme performansına
ulaşma konusunda sahip oldukları avantaj yapılan
araştırmalarda kanıtlanmıştır. İşletmelere hayat veren ve
başarıyı mümkün kılan en önemli faktör şirket çalışanlarıdır.
Belli bir hedefe kilitlenmiş, etkili ve yüksek motivasyon ile
çalışan bireyler, çalıştıkları işletmenin başarısını
garantiler. Bireylere söz konusu motivasyonun kazandırılması
ve bunun sürdürülebilir olması ise, liderin çağdaş liderlik
vizyonunun gerektirdiği yeterliklere sahip olmasına bağlıdırn
Kaynaklar
Akdemir, A. (2003). Temel İşletmecilik Bilgileri.
İstanbul: Türkmen Kitabevi.
Akiş, Y. T. (2004). Türkiye’nin Gerçek Liderlik Haritası.
İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.
Aksoy, E. (2006). İlköğretim Okulu Yöneticilerinin
Öğretimsel Liderlik Rolleri: Aydin İli Örneği. Çanakkale:
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi.
Aktan, C. C. (1999). Kirli Devletten Temiz Devlete.
Ankara: Yeni Türkiye Yayınları.
Aydın, İ. P. (2002). Yönetsel, Mesleki ve Örgütsel Etik.
Ankara: Pegem A Yayıncılık.
Aydın, İ. P. (2003). Eğitim ve Öğretimde Etik. Ankara:
Pegem A Yayıncılık.
Aytaç, T. (2001). Okul Liderliği Yaklaşımları. Milli Eğitim
Dergisi, 152: 54- 57.
Baudot, B. S. (2002). Candles in the Dark: A New Spirit for
a Plural World. Washington: University of Washington
Press.
Bennis, W. (1995). Strategic Management and Leadership.
Çev. M. Özel. İstanbul: İz Yayıncılık.
Berber, A. (2000). Dönüşümsel ve Etkileşimsel Liderlik
Kavramı, Gelişimi ve Dönüşümsel Liderliğin Yönetim ve
Organizasyon İçerisindeki Rolü. İ.Ü. İşletme Fakültesi
İşletme İktisadıEnstitüsü Yönetim Dergisi, 11 (36): 1-25.
47
Karizmatik Otoriteden Yeni Liderlik Vizyonuna: Günümüz
Liderlik Yaklaşımları
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
Brown, M. E. & L. K. Trevino (2006). Ethical Leadership: A
Review and Future Directions. The Leadership Quarterly,
12: 595-616.
Buckley, M. R. ve diğerleri (2001). Ethical Issues in Human
Resources Systems. Human Resources Management Review.
11: 11-29.
Burns, James MacGregor (2003). Transforming Leadership: The
Pursuit of Happiness, New York: Atlantic Monthly Press.
Caldwell, C. ve diğerleri (2002). Four Umpires: A Paradigm For
Ethical Leadership. Journal of Business Ethics, 36:
153-163.
Cevizci, A. (2002). Etiğe Giriş. İstanbul: Paradigma
Yayınları.
Covey, S. R. (1990). The 7 Habits of Highly Effective
People. USA: Free Press.
Cunningham, W. A. & P. A. Cordeiro. (2003). Educational
Leadership: A Problem- Based Approach. Boston: Pearson
Education Inc.
Çapcıoğlu, İ. ve diğerleri, (2010). Max Weber Sosyolojisinde
Karizmatik Otorite ve Dini Liderlik. Toplum Bilimleri
Dergisi. 4 (7): 82-102.
Çelik, V. (2000). Eğitimsel Liderlik. Ankara: Pegem A
Yayıncılık.
Drucker, P. F. (1998). Yeni Gerçekler. Çev. B.
Karanakçı. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Erçetin, Ş. (2000). Lider Sarmalinda Vizyon. Ankara:
Nobel Yayınevi.
Erdoğan, İ. (2002). Eğitimde Değişim Yönetimi. Ankara:
Pegem A Yayıncılık.
Eren, E. (1991). Yönetim ve Organizasyon. İstanbul:
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yayını.
Eren, E. (2003). Yönetim ve Organizasyon: Çağdaş ve
Kültürel Yaklaşimlar. İstanbul: Beta Yayın Dağıtım.
Güçlü, N. & S. Özden (2000). Etkili Okullar ve Öğretim
Liderliği. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi,
20(1): 67-78.
Gümüşeli, A. İ. (1996). Okul Müdürlerinin Öğretim Liderliğini
Sınırlayan Etkenler. Eğitim Yönetimi Dergisi. 2:
201-209.
Hallinger, P. & J. F. Murphy. (1986). The Super in Tendent as
Teaching Leader Findings from Effective School Districts.
The Journal of Educational Administration 24 (2).
Handy, C. (1998). Quest of the Spirit. Çev. N.
Elhüseyni. İstanbul: Boyner Yayınları.
Harvey, E. (2004). Leadership and Ethics. Executive
Excellence, 8 (87).
Heck, R., T. J. Larsen & G. A. Marcoulides. (1990).
Instructional Leadership and School Achievement: Validation
of a Causal Model. Educational Administration Quarterly.
26: 94-125.
Hitt, W. D. (1990). Ethics and Leadership: Putting Theory
into Practice. America: Batelle Memorial Institute.
Hoffman, W. Michell ve diğerleri (2001). Business Ethics:
Regarding and Cases in Corporate Morality. Boston:
McGrawhill.
Jenkins, H. O. (1991). Getting it Right: A Handbook for
Successful School Leadership. Oxford: Basil Blackwell
Ltd.
Kıllıoğlu, İ. (1990). Ahlak-Hukuk İlişkisi. İstanbul:
Marmara Üniversitesi İFAV Yayını.
Koçel, T. (2001). İşletme Yöneticiliği. İstanbul: Beta
Basım A.Ş.
Korkmaz, M. (2006). Okul Yöneticilerinin Kişilik Özellikleri
ile Liderlik Stilleri Arasındaki İlişki. Kuram ve
Uygulamada Eğitim Yönetimi. 46, 199-226.
Kotter, John P. (1990). Force For Change: How Leadership
Differs from Management. USA: Free Press.
Lunenburg, F. C. & A. C. Ornstein. (1996). Educational
Administration: Concepts and Practices. Belmont:
Woodsworth Pub. Co.
May, D. R. et al. (2003). Developing the Moral Component of
Authentic Leadership. Organizational Dynamics. 32 (3):
247-260.
Murat, G. & B. Açıkgöz. (2008). Değişim Çağının Vazgeçilmez
Aktörleri: Dönüşümcü Liderler. Kamu-İş 10 (2): 153-171.
Murphy, P. E. (1989). Creating Ethical Corporate Structures.
Sloan Management Review Winter, 81-87.
48 İhsan
Çapcıoğlu & M. Cem Şahin & Emine Gümüş
BİDDER Sosyal
Bilimler Dergisi • Cilt: 1 Sayı: 1
Özalp, İ. & H. Öcal. (2000). Örgütlerde Dönüştürücü (Transfotmational)
Liderlik Yaklaşımı. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi 3 (4): 207- 226.
Özdemir S. & F. Sezgin (2002). Etkili Okullar ve Öğretim
Liderliği. Kirgizistan- Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal
Bilimler Dergisi 3: 266- 282.
Özdemir, E. (2003). Liderlik ve Etik. Uludağ Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi XXII (2):
151-168.
Özgener, Ş. (2004). İş Ahlakinin Temelleri: Yönetsel Bir
Yaklaşım. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Pillai, R. et al. (1999). Fairness Perceptions and Trust as
Mediators for Transformational and Transactioal Leadership.
Journal of Management 25: 833- 897.
Polard, C. W. (1997). Servant Leader: Leader of the Future.
Ed: F. Hesselbein, M. Goldsmith & R. Beckhard. İstanbul.
Rosenthal, M. & Yudin, P. (1997). Dictionary of Philosophy.
Çev. A. Çalışlar. Istanbul: Sosyal Yayınları.
Ryan, L. V. (2000). Moral Aspects of Executive Leadership:
Searching for a New Leadership Paradigm. International
Journal of Value-Based Management 13: 109- 122.
San, C. (1971). Max Weber’de Hukukun ve Meşru Otoritenin
Sosyolojik Analizi. Ankara: Sevinç Matbaası.
Smith, W. F. & Andrews, R. L. (1989). Instructional
Leadership: How Principals Make a Difference. USA: Assn for
Supervision & Curriculum.
Starratt, R. J. (2003). Grounding Moral Educational Leadership
in the Instrinsically Moral Enterprise of Learning. In
Educational Leadership: A Problem-Based Approach. Boston:
Pearson Education Inc.
Şişman, M. & Turan, S. (2004). Sınıf Yönetimi: Teori ve
Uygulama. Ankara: Pegem A Yayıncılık.
Şişman, M. (2002). Öğretim Liderliği. Ankara: Pegem A
Yayıncılık.
Takış, T. (1998). Etik. Doğu Bati Düşünce Dergisi. 1 (4):
7-8.
Taşar, B. (2003). The Importance of Leadership in Teamwork,
İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Trice, H. M. & J. M. Beyer (1991). Cultural Leadership in
Organizations. Organization Science. 2 (2): 149–169.
Ural, Ş. (1998). Epistemolojik Açidan Değerler ve Ahlak.
Ankara: Doğu-Batı Felsefe Sanat ve Kültür Derneği.
Velasquez, M. G. (2002). Business Ethics. 5th edition.
New Jersey: Prentice Hall.
Weber, M. (2005). Bürokrasi ve Otorite. Çev. H. Bahadır
Akın, Ankara: Adres Yayınları.
Weiss, J. W. (1998). Business Ethics: A Stakeholder and
Issues Management Approach. Orlando: Dryden Press, Harcourt
Brace.
Yukl, G. (1989). Leadership in Organizations. USA:
Prentice Hall.
Zel, U. (2001). Kişilik ve Liderlik. Ankara: Seçkin
Yayıncılık.
|